<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Konu: &quot;Roman&quot; @SESIBUZUSESİCE</title>
	<atom:link href="https://www.sesibuzusesice.com/category/ana-sayfa/edebiyat/roman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sesibuzusesice.com/category/ana-sayfa/edebiyat/roman/</link>
	<description>Osman Ayas&#039;ın Kişisel Blogu</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Jan 2023 06:41:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/05/cropped-57006293_2542621735766697_8661638920682864640_n-2-32x32.png</url>
	<title>Konu: &quot;Roman&quot; @SESIBUZUSESİCE</title>
	<link>https://www.sesibuzusesice.com/category/ana-sayfa/edebiyat/roman/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Balıkçı ve Oğlu (Zülfü Livaneli)</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/07/balikci-ve-oglu-zulfu-livaneli/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/07/balikci-ve-oglu-zulfu-livaneli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2023 06:37:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[livaneli]]></category>
		<category><![CDATA[oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[zülfü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sesibuzusesice.com/?p=1530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hikaye yaratmada usta olmak ayrı bir şey. Hikaye yaratırken halkının sıkıntılarını unutmamak ayrı. Zülfü Livaneli - Balıkçı ve Oğlu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/07/balikci-ve-oglu-zulfu-livaneli/">Balıkçı ve Oğlu (Zülfü Livaneli)</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading">Duruş, Sanat ve Milli Sanatçımız Livaneli&#8230;</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kitabı okuduktan sonra o kitapla ilgili bir instagram hikayesi de paylaşırım genellikle. Güzel bir fotoğraf, içerisinde diğer kitaplarımla hoş bir manzara&#8230; İster özendirme de, ister övünme ama konu da bu değil zaten. Hikayeye bir de müzik eklemek istedim. Her yanıyla sanatçı olan hemşerim Livaneli &#8216;nin bir kitabına yine onun elinden bir müzik buldum; <a href="https://open.spotify.com/track/53KDjgUcnpAOYI9CDEWQEB?si=5d2c206d1f0e4ab7">Doğdukları Yerde Ölenler</a>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaptan müziğe bir karmaşa yaratmak istemem ama kitapla doğrudan ilgili müzik de. İlk kez bir Livaneli kitabı okuyorum. Müziklerini ve sosyal yaşamındaki sanatçı duruşunu da severdim ama&#8230; Kitapları da bir başkaymış dedirtti. Tam da tahmin ettiğim gibi sorunlara değinen, müziğinde neyse edebiyatında da aynı duruşa sahip bir Livaneli gördüm. Hikaye yaratmada usta olmak ayrı bir şey tabi. Hikaye yaratırken halkının sıkıntılarını unutmamak&#8230; İşte o sanattır benim için. İnsanlığa sorununu ve hatta çözümünü bazen bir ipucu ile bazı kere ise haykırarak göstermek, sanat.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:100%">
<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>
</div>
</div>



<h3 class="wp-block-heading">Balıkçı ve Oğlu</h3>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:66.66%">
<p class="wp-block-paragraph">Kitabı çok daha öncesinden almıştım. Evli dahi değildim hatta. Kitap okumaya vakit ayıramamak, öne aldığım bi&#8217; kaç eser derken; babaannemin elinde buldum çoğunlukla. Ve benim babaannem 80&#8217;e merdiven atmış, çat pat okuma yazması olan bir kadın. Bu çok önemli çünkü Livaneli &#8216;nin 7&#8217;den 70&#8217;e anlaşılabilir, akıcı bir dil kullanıldığının ispatı oldu benim için. Bunu henüz okumadan tahmin edebildim yani. Öyle de çıktı. Toplam 2 dolu günüme mal oldu nihayetinde. -Kitap okunan zaman aralığı boş zaman aralığı değildir!-</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir balıkçı kasabasından hareketle aslında tüm Türkiye&#8217;yi ve hatta bu kasaba özelinde küresel bir anlayışı ele almış Livaneli. Kendi dünyalarında, ilk paragrafta da belirttiğim gibi, doğup büyüyüp nihayetinde de yine burada ölen bir toplum var. Bu kafanızı karıştırmasın, hikayeye konu olan mülteciler de bir zamanlar bu toplumlardan birine aitti. Basit bir şekilde &#8220;sanırım annesini döner dönmez öldürürler.&#8221; denilen Yeni Deniz&#8217;in annesi de aynı anlayışın farklı açıdan kurbanı sayılabilir. Livaneli burada çocuk kaybetmek gibi müthiş bir felaketi hikaye edinse de kitap bittiğinde denize bir öfke duymuyorsunuz. Balıkçıya, anneye ve denizin aldığı Deniz&#8217;e üzülseniz de düşmanınız farklı bir yerden çıkıyor. Belki Deniz&#8217;in cenazesinin bulunamasına sebep olan da balon balıklarıdır diyorsunuz. Böyle bir dünyadan her şey beklenir&#8230;</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow" style="flex-basis:33.33%"><div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="320" height="532" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2023/01/balikci-ve-oglu-11368201-55-B.jpg" alt="" class="wp-image-1531" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2023/01/balikci-ve-oglu-11368201-55-B.jpg 320w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2023/01/balikci-ve-oglu-11368201-55-B-180x300.jpg 180w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /><figcaption class="wp-element-caption">Balıkçı ve Oğlu (Zülfü Livaneli)</figcaption></figure>
</div></div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla kitabı rafa geri koyarken her ne kadar da sonu nispeten mutlu sonla bitse dahi, bir burukluk ve farkındalıkla uzaklaşıyorsunuz kitaplığınızdan. Bu hikaye gerçek değil ama bir yerlerde gerçekleşmemesi için hiç bir engel yok. Ölüm de yaşam da hastalık da sağlık da insan için ama bunlar doğal bir yoldan geliyorsa tabi. Güzel olan her şeyin düşmanı bir algıyla üzerimize geliyorlar. Tam da bu yüzden, fark etmek üzerine bir gaflete gark olmadan; okuyalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Selametle&#8230;</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<h3 class="wp-block-heading">Diğer Edebi Eserlerle İlgili Yazdıklarım;</h3>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><em><a href="https://www.sesibuzusesice.com/category/roman/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Roman İncelemelerim</a></em></strong></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><em><a href="https://www.sesibuzusesice.com/category/siir/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Şiir İncelemelerim</a></em></strong></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><em><a href="https://www.sesibuzusesice.com/category/oyku-hikaye/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Öykü Hikaye İncelemelerim</a></em></strong></p>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/07/balikci-ve-oglu-zulfu-livaneli/">Balıkçı ve Oğlu (Zülfü Livaneli)</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/07/balikci-ve-oglu-zulfu-livaneli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiamat (İhsan Oktay Anar)</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/05/tiamat-ihsan-oktay-anar/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/05/tiamat-ihsan-oktay-anar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 23:29:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[anar]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[oktay]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[tiamat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sesibuzusesice.com/?p=1523</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meleklerin şeytan, şeytanların melek olduğu bir ütopyada insanın neler yapabileceğini gösteriyor İhsan Oktay Anar. Her yönüyle dikkat çekici, kimi zaman sakin kimi zaman dehşet dolu sayfalarla.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/05/tiamat-ihsan-oktay-anar/">Tiamat (İhsan Oktay Anar)</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">     Uzun zaman sonra yeniden birşeyler paylaşmak için buradayım. Hayatımda pek çok şeyin değişmesi bi&#8217; yana, öte yandan bu tip işlere meyilim hiç değişmemiş. Belimde düzene isyan eden bi&#8217; kaç disk sayesinde işimden aldığım raporla &#8220;her şerde bir hayır&#8221; deyimini yaşadığımı umarak okumaya ve araştırmaya yöneldim tekrar. Tabi bu özel ilgi alanlarına zaman ayırmak basit değil, istikrarlı bi&#8217; diziye girişmek de zor oluyor haliyle. Ama hayat bi&#8217; günse o da bugün, öyle mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">     Ha tabi istediğin kadar boş vaktin olsun, hayat seni bi&#8217; yere itmeden o yere gitmek neredeyse imkansız. Hedeflerine güdümlü insanlar değiliz çok şükür. Ne yazılıysa o elhamdülillah. E bize de bunu yazmışlar, Tiamat.</p>



<p class="wp-block-paragraph">     Peşinen söyleyeyim, &#8220;aman Ya Rabbi!, kim yazmış bu kitabı, nasıl bi&#8217; şeymiş böyle!&#8221; demedim. Ama kitapların şahsi kimliklerinde varoluşlarına saygısızlık etmek de huyum değil. Kendi atmosferiyle, toprağıyla hatta daha doğrusu bol tuzlu deniziyle tutarlı bi&#8217; dünyası var. Kahramanlar, kötü canavarlar ve finalde size &#8220;kötüler mi iyiydi iyiler mi kötüydü?&#8221; diye sorduran olay örgüleriyle kendini zoraki okutan bir eser. Günümüzde yazılan kitaplara, çok satan ama bu satışlarının da sebebini sorgulatan kitaplara muhalefeten bi&#8217; şey anlattı bu kitap bana. Kazancın somut olması elzem değildir nihayetinde. Evet yaşamını idame ettirirken gereksinimlerini somut bir peynir yahut kağıtla sağlarsın ama mevzu bahis bir kitapken soyut da olsa kazanımın olması gerekir. Okuduk bitti, tuğla gibi kitaptı, anlaşılması zordu ve sen de laf olsun ya işte, kaptın bir iki anafor; iş mi? Tutunamayanları okuyamadığını itiraf edenler, çakma Olric edebiyatını her zaman tokatlar. Bunu Mevlana başka kelimelerle, Yunus Emre başka kelimelerle, Edebiyat dünyası ise topyekün bu amaca yazdıkları roman ve şiirlerle dile getirmiş. İhsan Abi de şeytanla ve melekle.<br>Okuyun. Bulunsun kitaplığınızda. Baş ucunuzu işgal etsin bir süre ki o baş ucunuzu hatta başınızın içini meşgul etmek isteyecek bi kamyon melun mahlukat var. Hepsi içinizde, sanmayın ki bi&#8217; sandıktan çıkıyor kötülük, iyilik…</p>



<p class="wp-block-paragraph">    Sayfa sayfa irdelemek, matematiğini özetini anlatmak gelmiyor içimden. Zaten saçma gelmiştir tüm özetlemeler. Ben okumuş biri olarak farkına vardıklarımı paylaşayım sen de değer görürsen, buradan yola çıkıp eline bu kitabı alırsan paylaş; tanışalım bu dünyada yalnız kalan tüm yalnızlarla. Selametle.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/05/tiamat-ihsan-oktay-anar/">Tiamat (İhsan Oktay Anar)</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2023/01/05/tiamat-ihsan-oktay-anar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>71. Kitap &#8211; Gazap Üzümleri</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2020/02/10/gazapuzumleri/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2020/02/10/gazapuzumleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2020 14:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[gazap]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[üzümleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sesibuzusesice.com/?p=418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hikaye akla uygun değil. Çünkü bahsettiğim gibi insan var olayın içinde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2020/02/10/gazapuzumleri/">71. Kitap &#8211; Gazap Üzümleri</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="418" class="elementor elementor-418">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-6097e6c elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="6097e6c" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-96395e0" data-id="96395e0" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-fa25221 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="fa25221" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-419 alignleft" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2020/02/0000000655209-1-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2020/02/0000000655209-1-209x300.jpg 209w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2020/02/0000000655209-1.jpg 418w" sizes="(max-width: 209px) 100vw, 209px" />                Hayatınızda neleri değiştirebiliyorsanız, ne kadar değiştirebiliyorsanız o kadar özgürsünüzdür. “Başkasının özgürlüğünü gasp etmediğiniz sürece” diye devam eder hatta bu. Başkasının kişisel alanına müdahil olunamaz yani. Peki, tamam ama yani şimdi ortada toprak var, su da var ve hem de burası tabiat ananın cömertliğiyle kutsanmış bir yer. Burası, yani bizim mavi gezegenimiz insanın yaşaması için günde 8 saat değil 2 saat bile çalışmasına gerek olmayan imkanlarla dolu. Avcılığı spor, besiciliği endüstri, çiftçiliği ise “basit” olarak görmeden hemen önce böyleydi en azından. Bu ve benzer nedenlerle ama temelde tek nedenle, insanın aç gözlülüğüyle artık bastığımız yere yani o bir metrekarelik boş alana patates ekmek bile suç. Evsizliği diğer sorunlara karşı basit görebilirsiniz ki ekmek bulmak yatacak yer bulmaktan önceliklidir de ama sokakta kalmak suç! Zaten yiyemeyeceğini bildiğiniz birinin o fazla ekmeğine risk teşkil etmek bile, suç! Bunun bir adı da var Anadolu’da “borçlu doğan” diye…</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-930420a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="930420a" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0461ed3" data-id="0461ed3" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6329efe elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6329efe" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><span style="vertical-align: inherit;"><span class="" style="vertical-align: inherit;">                Hikaye akla uygun değil. Çünkü bahsettiğim gibi insan var olayın içinde. Daha fazlası için kurulu bir sistem, “ortada kar varsa o da sermaye edilmelidir” diyen bir sistem var. İnsanın endüstri 1.0’ından da önce ortaya çıkardığı, kalan fazla zamanında rahat batıp bir fazlasını istediği bir sistem. Aynı sistem Orhan Kemal’e “Bereketli Topraklar Üzerinde”yi John abimize ise “Gazap Üzümleri”ni yazdırmış. Bereketli Topraklar’daki ‘memleket’in tek farkı o kadar da değerli olmadığı için aileler orada bırakılmış. Halbuki bir Çukurova yerlisinin ezilmesini yazsaydı Orhan Kemal, neredeyse aynı hikayenin farklı varyasyonlarını okuyor olabilirdik.</span></span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3fd67eb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3fd67eb" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-1e3e5c8" data-id="1e3e5c8" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-501b24e elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="501b24e" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>                Konuya gelecek olursak “orada, bir köy var uzakta” şarkısını yazdırabilecek nitelikte güzel ve oturmuş bir yerleşim alanının, bankalar vasıtasıyla ele geçirilmesinden başlangıç yapıyor. Bu Konya Ovası’na uzak bir senaryo değil. Üstelik ekonomimiz biraz daha üreticiyi ötelerse Bereketli Topraklar Üzerinde yahut Gazap Üzümleri gibi bir kitabın yazılmaması da işten değil. Çünkü günümüzde bile bankalar verdikleri çeşitli çiftçi kredileri ile (hasat kredisi, yıllık kredi vs.) çiftçinin gelecekte kazanacağı paraya el koyduğu yetmez gibi tarlasını da ipotek altına alıyor. Yanisi şu ki siz kredi çekmişseniz (örneğin yeni bir traktör almak yahut icar usulü ile tarla kiralayıp üretiminizi artırmak için) ve işler hedefinize herhangi bir sebeple yaklaşamamışsa (ekonomi, mevsim vb. sebeple) artık bir tarlam var diyemezsiniz. Çünkü aldığınız kredinin faizle geri dönüşü yaptığınız yatırımın karla geri dönüşüne denk. Eğer işler az da olsa tökezlese bile artık yaptığınız kârda sizin bir payınız yok. E tabi bu kara deliğe düşenler kendi tarlasında bir umutla, belki önümüzdeki sene ekinim para eder diye kendi tarlasında ırgatlık yapmaya, tekrar tekrar kredi çekmeye devam ediyor. Sonucu ise Konya’da ekin arazilerinin yarısından fazlası ipotekli.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-6d8e164 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="6d8e164" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4a482ce" data-id="4a482ce" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b67cb32 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b67cb32" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>                Sonuç olarak Amerika’yı tam bu senaryonun içindeyken bir de ekonomik buhran patlıyor ki ne sermaye sahipleri ne de halk bu durumdan memnun çünkü bankalar kasasında olmayan parayı tarlalar ve ürünlerle karşılamak zorunda kalıyor. Bankaların mantığı budur zaten bugün herkes bankadan parasını çekmeye kalksa, banka iflasını ilan etmek zorunda kalır. Çünkü sizden aldığı yatırımı en fazla 3 kez olmak üzere dağıtır. Böyle bir durumda banka, yani sermaye varlığını sürdürmek için elinden geleni ardına koymaz ve kılıfını önceden hazırladığı minareyi sırtına yüklenir. İpotek arsalar artık bankanın malıdır ve endüstriyi kullanarak yüksek verim almaya mecburdur. Peki buranın yerli halkı nereye gider?</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-27ff53b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="27ff53b" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-06ff3d2" data-id="06ff3d2" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-7d0ab8b elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7d0ab8b" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>                Bölgesel bir felaket olduğunda, misal bir yangın olduğunda; artık yaşanılamayacak olan bölgeden zor da olsa bir iş bularak ve yaşanılabilir bir bölgeye göç edilebilir. Keza bu kitaptaki karakterler ve döneminde gerçekten bunu yaşayan insanlar da böyle yapmış, göç etmişler. Ama felaket bütün bir ülkenin tepesindeyse bu göç işe yaramayacaktır. En azından ülke içinde göç etmek için böyledir. Göç halindeki fakir halka tutunacak dal diye onu sömürecek bir boru uzatmak ise ancak insan ile açıklanabilir.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-4eee206 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="4eee206" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8b41977" data-id="8b41977" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a08212c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a08212c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>                Nihayetinde çok duygusal sahnelerle bir göç yaşanır. Sonunda umut var olduğu için çekilen çileye katlanma gücü yüksektir ama daha varış noktasına gelmeden diğer göçmenlerden konu öğrenilmeye başlanır. O “Binlerce Kişiye İş Var” başlıklı ilanlar aslında 100 kişiye ancak yetecek bir iştir ve ücreti de öyle dolgun falan değildir. Amaç iş talebini yükseltip verilen ücretleri düşürmek (bir lokma ekmeğe kadar) yahut grev kırdırmaktır.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-d27e9ff elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="d27e9ff" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-9a7773d" data-id="9a7773d" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-66236e5 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="66236e5" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>                En acı durum ise “o kadar da olmaz artık” diyeceğiniz her şeyin aslında yaşanmış ve yaşanabilecek olması. İnsanların böyle durumlarda neler yapabileceği ve nasıl kolektif bir bilinç kazanabileceği ise ironik. Yani aslında insanlık zor duruma düşmeden bu kolektif bilince ulaşabilse, kendimize yetecek bir alan için izin almak, bedel ödemek zorunda kalmasak… Bu sosyalizm yahut komünizm değil hayır; özgür olabilsek gerçekten ama hiç kimseye özgürlüğümüzü gasp ettirmeden?</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2020/02/10/gazapuzumleri/">71. Kitap &#8211; Gazap Üzümleri</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2020/02/10/gazapuzumleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>69. Kitap &#8211; Albaya Mektup Yok</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/29/albayamektupyok/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/29/albayamektupyok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2019 10:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[albaya]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Gabriel]]></category>
		<category><![CDATA[garcia]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[marquez]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sesibuzusesice.com/?p=307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni ve farklı bir dünyaydı bu kısacık kitap. Kitapların bir konuda diğer sanat dallarıyla benzerlik gösteriyor. Yine de bahsettiğim o konuda açık ara önde olduğuna emin olabiliriz. O da şudur ki; kitaba başlarsınız, okuyup (sayfalarını!) bitirirsiniz ve o hayatı artık yazardan devralırsınız. Okuduktan sonra o dünya da kitabın kapağıyla beraber kapanmıyor. Artık bir Albay’ım. Gururum var. Gururuma en büyük sebeplerden biri de canını milletine hediye eden oğlum. Artık bana bakacak kimse kalmasa da, hanımın hastalığına çare olacak gücümü bulamasam da yaşıyorum işte, varım. Boynu bükülen gururumla ben, bir de yaşlı eşim. Bana kazık atmaya çalışan dostlarım da horozum kadar benimle. Ben, boş ver…</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/29/albayamektupyok/">69. Kitap &#8211; Albaya Mektup Yok</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="307" class="elementor elementor-307">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-1c8f266 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="1c8f266" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-d6dca04" data-id="d6dca04" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b8a426e elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b8a426e" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Kültür ve anlayış şeklimizi etkileyen dinamitlerin benzer olduğu toplumlarda bununla karşılaşmak da mümkün. Savaş, çatışma ve kaos ortamından bizi kâr yahut hiç değilse zarara uğratmadan çıkaran insanların kutsallığından bahsediyorum. Unutamayız, değer veririz. Oysa insandır. Hani en iyisinin bile günahı vardır. Bundan <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/">2 önceki kitaptaki</a> günahları irdeleme konusundan da pencere açacak olursanız bir insanın tek kutsal yanı gazi yahut şehit olmak olabilir, gerisini insan olarak değerlendirmeli. Bu kitap da ise gazinin, şehidin insan tarafından bahsediliyor ama günahlarıyla değil, beklenmedik bir yönünü, terk edilmişliğini ele alıyor. Öyledir. Çok saygı duyduğumuz, kutsal gördüğümüz bu insanlar, hani 5 santim dik dursa kurşunu kalbine yiyip ‘ölümsüz’ olacak insanlar gazi kaldıklarında biraz kuytu köşede yere düşmüş ekmek muamelesi görüyorlar. Kimse yemiyor ama yerden kaldırılıyor, yüksek bir yere. Sonra terk ediliyor ama bir kutsallık kırıntısına sahip şekilde, vakur, hiçbir işe yaramasa da. Paragrafı toparlayacak olursak anlaşılabilir bir konu. Hatta Albay’ın adı bir Türk ismiyle anılsaydı hiç şaşırmazdık ‘İnsanlar böyle mi tepki verir gazi birine!?’ diye.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-cb5cf54 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="cb5cf54" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-a33deda" data-id="a33deda" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-27d0ae9 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="27d0ae9" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Adam savaşmış, hatta inandığı ve halkına hediye ettiği bu davasını oğlunun kanıyla sulamış. Yaşlı biri ama bürokrasi kadar değil. İnsanlıkla alakası olmayan devlet aklının bunamışlığı kadar da değil. Yine de öyle bir yaşta olsam depresyonlardan depresyon seçeceğim bir hale, hiç müdahale edemeden, hayat tarafından getirilmiş. Tüm zorbaların haklı olduğunu ispatlayabileceği, bahaneleri rahatça üretebileceği bir ortamda haksızlık oluşmuş. Yani ‘öylesine yazılmış’ gözüyle bakılamayacak kadar olası. Yalnızlık olası, açlık, bitiviye umutlarla yaşamak, hayatla tek bağının gözünün önünde erimesi olası. Çünkü bu zorbalıkları yapanların bir sebebe sarılıp trambolinmişsiniz gibi üzerinizde tepinmesi olası. Ve ‘ben olsam’ dediğinizde izleyebileceğiniz en mantıklı yolla Albay’ın seçtiği yol bire bir aynı. Belki biraz umarsız biri, aç oldukları ve ocaklarında yemek olmadığı gerçeğini saklamak için taş kaynatmama yolunu seçebilirlerdi diyebilirsiniz. İsyankâr bir ruhla “yeter lan” diye ayağa kalkabilirsiniz siz olsanız. Yine de postacıya umutla bakmaktan kendinizi alamazsınız. Beslediğiniz umut boşa çıkınca korku ve kinden ve biraz da boş vermişlikten başka ne kalır kalbinizde?</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-285e015 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="285e015" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4d6a288" data-id="4d6a288" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b3aa8ba elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b3aa8ba" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Yeni ve farklı bir dünyaydı bu kısacık kitap. Kitapların bir konuda diğer sanat dallarıyla benzerlik gösteriyor. Yine de bahsettiğim o konuda açık ara önde olduğuna emin olabiliriz. O da şudur ki; kitaba başlarsınız, okuyup (sayfalarını!) bitirirsiniz ve o hayatı artık yazardan devralırsınız. Okuduktan sonra o dünya da kitabın kapağıyla beraber kapanmıyor. Artık bir Albay’ım. Gururum var. Gururuma en büyük sebeplerden biri de canını milletine hediye eden oğlum. Artık bana bakacak kimse kalmasa da, hanımın hastalığına çare olacak gücümü bulamasam da yaşıyorum işte, varım. Boynu bükülen gururumla ben, bir de yaşlı eşim. Bana kazık atmaya çalışan dostlarım da horozum kadar benimle. Ben, boş ver…</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/29/albayamektupyok/">69. Kitap &#8211; Albaya Mektup Yok</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/29/albayamektupyok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>67. Kitap &#8211; Son Oyun</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 16:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[altan]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[sesibuzusesice]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sesibuzusesice.com/?p=287</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan toplum yahut ilahi inançlar tarafından sunulan belli kurallara uymak zorunda gibi algılanır. Mesela Müslüman bir toplum zannedebilir ki iman etmek ve namaz kılmak bir zorunluluktur. Oysa bu dinin temel emirlerinin bulunduğu Kur’an-ı Kerim’den de görülür ki insan tamamıyla özgürdür. İman konusunda da yaşam konusunda da. Yine de toplum kendi önüne koyduğu bu setin arkasına geçmekten müthiş zevk alsa da o seti önüne bir şeref gibi koyar, zevkini gömer ve sanki o setin bekçisiymiş gibi yaşar. </p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/">67. Kitap &#8211; Son Oyun</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="287" class="elementor elementor-287">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-6410b3b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="6410b3b" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e7b0fb0" data-id="e7b0fb0" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c22a9e8 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="c22a9e8" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-289 alignleft" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/51112200_403-240x300.jpg" alt="" width="240" height="300" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/51112200_403-240x300.jpg 240w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/51112200_403.jpg 423w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" />   Kitabı okuduğum zamanla bu metni yazdığım zaman arasından yaklaşık 4 kitap geçti. O yüzden bazı detaylarını anımsamak zorunda kalmam gerektiğini hissediyorum. Kitabı okuyup özümseyenlerden, sahiplenenlerden ve bir yanlışlığıma sivrilebilecek okurlardan ve ayrıca kitabın okuyucu adaylarından verebileceğim kısıtlı bilgi için özür dilerim. Ama bu her noktada böyledir zaten. Size ne kadar gördüğüm her detayı aktarmaya çalışsam da gözüme görünmeyecek küçük bir detay kalırdı, kalmıştır ve kalacaktır da. Hoş, bütün detaylarını anlatmayı başarabilsem (ki bu bir başarı mıdır, ayrı bir soru) kitabın ne yazılmasının ne de okunmasının bir önemi kalırdı. Yani ne kadar Martin Eden’i daha okurken yazmaya başlasam, hatta 2 kez yazsam da çok da kitaplara faşist yaklaştığımı falan düşünmeyin. Ya da gidin Martin Eden’le Son Oyun’u kıyaslayın. Totalde 5 okura ithafen yazdığım yazılarda dert edindiğim noktalara Jack London olsa bu kadar dikkat eder miydi, bunu da bi’ tartın ve takdir, tebrik mesajlarını aşağıdaki paylaş butonunda..he.bele..hübele</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-d21f8c7 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="d21f8c7" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-976ab49" data-id="976ab49" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8402218 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8402218" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-290 alignright" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/0000000438012-1-217x300.jpg" alt="" width="217" height="300" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/0000000438012-1-217x300.jpg 217w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/0000000438012-1.jpg 433w" sizes="(max-width: 217px) 100vw, 217px" />   Yanlış anlaşılmasın, kötü bir kalemden bahsetmiyoruz. Ama ne kadar iddialı bir isimle yayımlanmış olsa da içeriği o kadar da iddialı olmayan bir kitaptan bahsediyoruz. Kısaca bir cinayet romanı yazmak için (hayalimce) Çukurova tarafında bir kasabanın büyüsüne kapılıp orada yaşamaya başlayan kahramanımızın varoluşçuluğuyla katil olarak yazdığı romanın içine düşmesinden olay örgüsünü alan bir kitap. Ortalarına geldiğinizde “kitap okuyorum” diyebiliyorsunuz. Çünkü ben ilk 3’te 1’ine kadar giriş çiğliğini mi desem nasıl anlatsam bilmiyorum ama o girişin gelişmeye geçtiğini hissedemedim. Yani aslında romanın ilerideki kısımlarının anlaşılması için karakterleri açıklamaya gidilmiş ve başarılı da olunmuş. Ne kadar ana karakterimizin adını dahi bilmesek de hizmetli kadının ensest ilişkisine varana kadar irdelenmiş karakterler, karakterlerin günahkâr tarafları.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-a3ae3e5 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="a3ae3e5" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e55d1ca" data-id="e55d1ca" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-0a38329 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="0a38329" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   İnsan toplum yahut ilahi inançlar tarafından sunulan belli kurallara uymak zorunda gibi algılanır. Mesela Müslüman bir toplum zannedebilir ki iman etmek ve namaz kılmak bir zorunluluktur. Oysa bu dinin temel emirlerinin bulunduğu Kur’an-ı Kerim’den de görülür ki insan tamamıyla özgürdür. İman konusunda da yaşam konusunda da. Yine de toplum kendi önüne koyduğu bu setin arkasına geçmekten müthiş zevk alsa da o seti önüne bir şeref gibi koyar, zevkini gömer ve sanki o setin bekçisiymiş gibi yaşar. Günahlar o yüzden olsa gerek, zevk vericidir. Bir Müslüman’ın alkolden aldığı zevkle bir Hristiyan’ın şaraptan aldığı zevk aynı değil muhakkak. Çünkü İslam’da az ya da çok, öylesi ya da böylesi, her şekilde haram, yani ruhani bir alemde cezası olan özgürlükken; Hristiyanlıkta bir sevap vesilesi dahi olabiliyor, her ne kadar farklı şekillerde pek hoş görülmese de. Yani insanlık kendine inançla koyduğu setler ya da içgüdüleriyle de olsa günaha tutsak ve ana karakterimiz de bunun farkındalığını, kader mevhumuyla beraber ele almış.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-b935275 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="b935275" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-1912644" data-id="1912644" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-bc805a3 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="bc805a3" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Kaderi insan üstü bir ilaha inanıp insan aklıyla eleştirmek bence en başından bir paradoks oluşturuyor. Bu tip zekice sanılan sorulardan ‘kelam’ alanında iş yapar diye İmam Hatip yıllarımda arkadaşlarla çok tartışırdık. Misal “Allah kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi?” diye insan aklının en uç noktasının bile basitliğini gösteren sorular çıkıyordu ve bir ateiste “Allah yoksa bu dağları kim yarattı?” diye sormaktan farksız geliyordu bu sorular. Kitabın ana sorunu, yazılma sebebi olan sorunun içindeki kavramlar inanca değinince “İnanç boyutunda değerlendirme yapılmamalı” ilkeleri boşa çıkıyor.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-221f370 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="221f370" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-aaa88a6" data-id="aaa88a6" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a1dbde5 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a1dbde5" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Örgüsü, kurgusu analizleri çok güzel. İlk sayfalarda yapılan küçük yerleşim yerlerinde herkesin aynı anda rüya görmeye başladığı tespiti gibi, insanların otoriteler arasında nasıl savrulabileceği gibi güzel tespitler var ama bazı noktaları da bi o kadar yersiz ama “bir yere bağlamak için gerekli” noktalar da var. Misal karakterimiz kadınların ruhundan çok iyi anlıyor ve bir satranç oyunu gibi ele alınırsa kadınların sonraki 3 hamlesini, erkeklerin de en az 5 hamlesini hesaplayıp oynuyor. Abartmış olabilirim. Tamam, belki bir erkek başka bir erkeğin 5 hamlesini de olsa tahmin edebilir. Ama her kadını da öyle daha diyaloğa bile geçmeden ‘çözmek’? Bu konu kitabın gerçekçiliğini düşürüyor bence. Bu yüzden de kendimi bir bilim-kurgu film izler gibi, ütopik bir roman okur gibi hissettim.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-f8268fe elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="f8268fe" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-01f408b" data-id="01f408b" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-d844bc1 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d844bc1" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Finalde roman olarak değerlendirilebilecek bir kitaptı bence. Bunu roman olarak değerlendirilebilir görmek senin işin mi, derseniz; ben okurum. Elbette her şeyi beğenmek zorunda değilim ve elbette Ahmet Altan benim beğenimle yahut beğenmememle Ahmet Altan’lığından bir şey kaybetmeyecek, kazanmayacağı gibi. O yüzden roman olarak nitelendirilebilir bulmama rağmen mükkemmel bir roman diyemiyorum. İnsanların soru sormasını sağlamak sanatın asıl konusudur evet ama ben cevap da verilmesine karşıyım. İnsanların inançlarını ele almak bıçak sırtında bir konudur ve Ahmet Altan o kadar elastik değilmiş. Hiç değilse kitabı yazmadan önce küçümsenen cemaatlere bir danışsaymış bu “kader” mevhumunu. Çünkü kader ya da cüzzi-külli irade meselesi insanların kafasını boydan boya çatlatabilecek bir konu iken suçu kadere atmak fazla klasik arabesk. 10 üzerinden puan verecek olursam 5 diyebilirim.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/">67. Kitap &#8211; Son Oyun</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/23/sonoyun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>65. Kitap &#8211; Martin Eden</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/01/65-kitap-martin-eden/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/01/65-kitap-martin-eden/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 11:55:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Jack]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[London]]></category>
		<category><![CDATA[Martin]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sesibuzusesice.com/?p=277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitabı okumadan-yarısını okuyup bir kere; okuduktan sonra bir kere daha yazıyorsam, sen de en az iki kere okuyacaksın. Adil olanı bu. Bu yüzden kitabı okumayanların muhtemelen “ne diyo lan bu” deyip kapatacağı yazım, kitabı okuyanlarda bir gülümseme yaratacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/01/65-kitap-martin-eden/">65. Kitap &#8211; Martin Eden</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="277" class="elementor elementor-277">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-85278ac elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="85278ac" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4578be1" data-id="4578be1" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-620e2f4 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="620e2f4" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-279 alignleft" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/martin-eden-197x300.jpg" alt="" width="197" height="300" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/martin-eden-197x300.jpg 197w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/martin-eden.jpg 328w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" />   Kitap hakkında ikinci kez yazıyorum. Birini okumayı bitirmeden önce ‘Son Kalem’ isimli bir yazar grubu için yazmıştım ve finali görmeden yazmak, Jack London’un sadece sınıf ayrımı gibi avam bir konuyu (herkes tarafından ele alınan bir konuyu) ele alıp kitabı öylece bitireceğini sanmakla büyük, büsbüyük bir hata yapmışım meğer. Biraz konu bölümü hakkında spoiler verdim ama bunun temize alınmış, yeni baştan yazılmış ve dikkatle incelenmiş bir inceleme yazısı olduğunu bilmelisin. Ötekiler öyle değil miydi? Baştan savma mı yazılmıştı o kitap incelemeleri, işte bunu sorgulama. O bana kalmış. Bundan sonra böyle. Ben bi’ şeyler ortaya koymak için çabalayıp, kendimce güzel işler ortaya koyarken senin gibi alt sınıf, hatta üst sınıf olsa ne fark eder, sınıfına sadık biri bunu sorgulayamaz! Sorgularsanız ya da yetersiz görürseniz ya da sizle aynı paydada buluşamayacak kadar tüm sınıfları reddedip yalnız başıma kalırsam, 64’e binip Sille’ye gider Erhan Müdür’den tekneyle bi’ turu atmayı rica eder az ilerde intihar ediveririm.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-88cce5d elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="88cce5d" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e9b5e30" data-id="e9b5e30" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-997ee3f elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="997ee3f" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Kitabı okumadan-yarısını okuyup bir kere; okuduktan sonra bir kere daha yazıyorsam, sen de en az iki kere okuyacaksın. Adil olanı bu. Bu yüzden kitabı okumayanların muhtemelen “ne diyo lan bu” deyip kapatacağı yazım, kitabı okuyanlarda bir gülümseme yaratacaktır.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-53cc769 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="53cc769" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-822ca12" data-id="822ca12" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-584a331 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="584a331" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Yazıyorum. Yani, Eden gibi değil. Büyük ihtimalle PTT bana 5 cent’lik bir çek bile getirmeyecek, banka hesabımı yazılarımla kazandıklarımla dolduramayacağım ama insan bir ortak payda buluyor işte okuduğu şeyle. Hele ki iş arkadaşı “ayna nöron fazlalığı var sende” (Ayna nöron empati kuran bölümde bulunan nöronlar ve araştırılması gereken bi’ mevzu imiş) teşhisi koymuş bir Osman için hiç de zor değil bir ortak payda yaratmak. Hemen bir amatör yazar olduğum aklıma geldi ve hop! Artık ben amansız bir Martin Eden’dim. Bahsettiğim yazar grubunda da bi’ arkadaş “benim gibi biri” diyerek tanıtmıştı. Diyemedim ki “hala nefes alıyorsun?” keza ben de az nefes almıyorum hani. Yine de intihar etmemiş olmamam beni Martin Eden’cilik maceramdan alıkoyamazdı.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-78274f1 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="78274f1" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-287e392" data-id="287e392" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-d1fdb30 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d1fdb30" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Yazıyorum işte sen de biliyorsun ama “yazar mıyım?” diye sorsam cevabı ben bile veremem. Bu adam veriyor. İlk alınacak ders de bu zaten. “Amatör” kelimesinin kendisi bir amatörlük sebebi. Yani düşün ki ben bir otelde yiyecek içecek departmanında çalışmak istiyorum(!) o zaman evde tabak taşıyıp kariyer beklentisine giremezsin ve ben amatör bir garsonum da diyemezsin. Gidip bi’ kaç yere başvurur, işe girer, gerekirse asgari ücret gibi -“asgari”nin kelime anlamını bilmeyenlerin verdiği- bir miktar parayla çalışır, izler, öğrenir ve garson olursun. Alınacak ders bu aslında. Ben zaten amatörüm deyip kalemle kağıtla uğraşmıyor Martin. Gidip bir daktilo kiralıyor, babalar gibi okuyup öğrenip yazıyor. Demiyor ki “bilmem, iyi olmuş mudur acaba?” diye, ilk yazılarını bile bir dergiye gönderecek cesareti var çünkü inanmış. Hatta inancın insanın dışardan bir mevhuma verdiği açık senettir, bu adam biliyor. Biliyor ki Martin Eden bir yazar ismidir ve çok yakında pek çok kişi bu ismi saygıyla anacak. Aidiyet ve sevilen işin peşinden gitmek budur. Başlarda karı kız için edebiyat mı yapıyor algısı var ama bu bir yanılsama. Yani tabi ki Ruth için yazıyor ama yazdıkça Ruth’un bir değeri kalmıyor. İlla ki o delik kara olunca içine çeker diye bir şey yok. Aydınlık içine çekiyor Martin’i. Ve bi’ yerden sonra, o aydınlıkların içinde kalıyor. Ayna nöronlarım çok şükür o kadar safları sık tutmuyor da yırttım.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-e27e3bd elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="e27e3bd" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-db819ee" data-id="db819ee" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8ec1a76 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8ec1a76" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-280 alignright" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-251x300.jpg" alt="" width="251" height="300" srcset="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-251x300.jpg 251w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-857x1024.jpg 857w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-768x918.jpg 768w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-1285x1536.jpg 1285w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-1714x2048.jpg 1714w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london-1140x1362.jpg 1140w, https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/12/jack-london.jpg 1888w" sizes="(max-width: 251px) 100vw, 251px" />   Jack London’un okuduğum 5. kitabıydı bu. Ve yavaş yavaş tanıyorum artık onu. Sorun neyse çat diye ortada. İnsanın bi’ durumda aklından geçirebileceği her şeyi ve erdem sahibi insanın ne yapacağını gösteriyor. Gösteriyor ki sen olsan aynı sonuca varmazsın. Sen bir yazar olsan o gemiye hiç binmezsin mesela, mesela garanti bir rahatlık varsa önünde, çekeceğin istediğini yapamama derdini sırtlanıp o istekleri ertelmişsindir çoktan. Ruhunu tatmin edip yüceltecek kararları genellikle salaklık olarak görürsün bir de. Halbuki insanlık o salaklıkları yaparak medeniyet kurabilir. Zaten yontma taşıyla av yapabilen insan, duvara resim çizmeye çalışanı, kağıdı bulduğuna sevinen insanı, tekerleğini döndüren insanı salaklıkla itham eder. Bugün o bulunamayan ve isteklerinizin üzerini eşip çıkaracağınız şeyi size fısıldayamam ama herkesin içinde o fısıltının zaten var olduğunu söyleyebilirim. Salak olun canım biraz da. Paraya önem vermeden son paranızı bir kafede yemek yemeye harcayın, en sevdiğiniz sigara malbora ise onu için, bıktıysanız bırakın, toplumun yaftalarına bakmadan bir yol tutturun ve ıslığınızla bastırın o güruhun uğultusunu. Mutluluk bu da değil ama mutsuzluğun sebebi bu saydıklarımın tam aksini hesaplamak. Bir roman kahramanı değiliz, Ruth sizi görse suratınıza tükürmez belki, kaslı kollarınız ve yaptım diyebileceğiniz hiçbir şeyiniz de yok işte o zaman hüsran yakındır. Birer roman kahramanı olmalıyız.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-f716b52 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="f716b52" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3d4a266" data-id="3d4a266" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-83c7c29 elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="83c7c29" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Yine de gerçekçiliği üzerinde kafa karıştırıcı bir kitap. London bu kitabı yazdığından bu yana o yıkıp geçtiği putlar yeniden inşa edilmiş ya da o birkaç putu devirmeyi unutmuş ki o putların torunlarıyla bugün biz haşır neşiriz. Çünkü bizim gerçeklik algımız bu putlara dayanıyor. Devleti tanımam, ben bireyselciyim diyebilen yoksa, youtuberlara boş insan gözüyle bakılıyorsa, ben market açmak istiyorum diyen gence önce bir işletme okuman gerek deniliyorsa bu böyle. Sınıf ayrımının temeline koyulan parayı kaldırmadıkça ve eğitimi -okuldan bahsetmiyorum- tek gerçek olarak ele almadıkça değil demokrasi, komünizm bile eşitliği sağlayamaz ve gerçek yargılara ulaşamayız. O sebeple de gerçekliği kafa karıştırır tabi bu kitabın. Çünkü gerçekle tanıştırıyor.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-0dc76d9 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="0dc76d9" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-45822c6" data-id="45822c6" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-136fbcb elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="136fbcb" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   He bi de sınıf ayrımı, sınıfların üzerinde de bir Martin Eden var. Zengin zengin olduğu için iki üç kitap okuyup fiyakalı elbisesiyle elit olduğunu zannederken, altını çiziyorum zannederken; fakir zaten zenginlere has bu entel dantel işler zannediyor. Martin’e göre ise deneyimlenmemiş her şey muallak. Okumayı deniyor sadece ve o ışık içine çekiyor. Burada asıl konu aşk olmaktan da çıkıyor sonra. Sınıfları altta kalanın canı çıkıyor diye reddetmiyor çünkü. İnsan her yerde insan. Onu meşhur olduktan sonra yemeğe çağıran, arasının normalde bozuk olduğu eniştesi de suratına hakaret ettiği ve sonra yine ondan da yemek daveti alan Savcı kadar insan. Asıl insanlık ise Eniştesine para verip artık ablasını çalıştırmamasını istemesi. Eline geçen ilk ve devamının geleceği muallak olan toplu parayla Maria’nın çocuklarına ayakkabı alması. O ışık ilk içine çektiğinde okuyor, okumayı emrediyor ışık. Sonra vermeyi, güzeli görmeyi ve en sevdiği şey bile olsa çirkini reddetmeyi emrediyor. Bu her şart ve ahvalde iyi insan olmak diye de açıklanabilirken işin içine sınıf falan girmiş ki yazılan dönemdeki çatışmaların magazin değerini gözetmiş olabilir yazar. O da işin olay örgüsü. “İyi insandı Martin Eden” diye tek cümlelik bir kitap yazılamayacağına göre mazur görürüz tabi. Yine de bulunmayan bir tarafta, bireyci yaklaşımda bulunması ile toparlanmış.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-e931dbb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="e931dbb" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4a280ca" data-id="4a280ca" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-346128e elementor-invisible elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="346128e" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-settings="{&quot;_animation&quot;:&quot;fadeInUp&quot;}" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>   Başrolde bir yazarın olması ilgimi fazlasıyla celbetti. Kitabın “nasıl özgür olunur” ve “hedefe giden yol” hakkındaki verdiği örnekler de iç açıcı, ümit verici doğrusu. Sonuçları pek içinizi açmayacaktır ama sahte bir hissiyat uyandırmıyor aksine kendinizi, kendinizi suçlarken buluyorsunuz. Kaç Martin’i öldürdük bilmiyorum ama toplumumuz hala aynı putlara takılıp ancak menfaate dayanan ilişkilerle birlik olabiliyor. Ve üzgünüm ki sınıfınızı geliştirmediğiniz sürece, bir çöpçü doktor kadar maaş alıp en az onun kadar iyi bir iş çıkarmadığı sürece, ele geçen her kuruşa tapıldığı sürece; sınıflar, cehalet ve ölü Martin Eden’lar olacak.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/01/65-kitap-martin-eden/">65. Kitap &#8211; Martin Eden</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2019/12/01/65-kitap-martin-eden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>64. Kitap &#8211; Kızçocuğu</title>
		<link>https://www.sesibuzusesice.com/2019/11/28/64-kitap-kizcocugu/</link>
					<comments>https://www.sesibuzusesice.com/2019/11/28/64-kitap-kizcocugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[sesibuzusesice]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 11:51:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[ayas]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[kızçocuğu]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<category><![CDATA[osman]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sesibuzusesice.com/?p=261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kitap içerisinde birçok sosyal tespite değinip atıf yapıyor. Şöyle ki; Genç yaşta evlendirilen çocuklar, kırsal kesimde bitirilemeyen cehalet, cehalete çare diye bulunan doğmalar ve dogmaları da aşan içgüdüler, göçmenlerin yaşamı, bastırılmış cinsel eğilimler, katili katil yapan onca unsur, travesti cinayetleri, aşkın boyutları, azıcık siyaset, çok fazla 18 yaş altında yaşanan zulüm ve psikolojik bir geri dönüşü olan hayatlar, kolluk kuvvetlerine sert mi sert eleştiriler, Ermeniler ve yaşadıkları zulüm… Dersiniz ki “dur küfretme, zulüm de Allah’a dahil”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/11/28/64-kitap-kizcocugu/">64. Kitap &#8211; Kızçocuğu</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/11/Big-2-206x300.jpg" alt="" width="206" height="300"><span style="font-size: inherit;"> Bi’ süredir yaptığım şeyler oldukça monoton. Hatta bu süreç içerisinde kurduğum zorunlu iletişimleri saymazsak, yeni biriyle de karşılaşmadım-tanışmadım diyebilirim. Sevip sevmediğimin umursanmayacağı bir ortamı paylaştığım, sevip sevmeme konusunda elimden hiç bi’ şey gelmeyen iş arkadaşlarım ve yatağımın arasındaki mekiğin tek kaçış noktası olarak kitaplar kaldığı için ve heyecanlı bir kitaba denk geldiğim için; “Kızçocuğu”nu okumadım, yuttum. Bu Âh Muhsin Ünlü ile de ilgili sanırım. Onunla karşılaşmamı sağlayan, artık görüşmediğimiz arkadaş bile halen saygı uyandırıyor. Lanetli Malbora’nın lanetli bir sayıdan oluşan fiyatına rağmen tiryakisi olmamın sebebi de yine Ünlü’nün bir şiirinde yatıyor. O yüzden Onur Ünlü’yü Okan Bayülgen’in programında kitabını tanıtırken görür görmez -aslında daha çok Okan tanıtıyordu kitabı- ertesi gün kitapçıda aldım soluğu. Millet herifin genç sevgilisinden konuşurken benim düşüncelerim “Nasıl ya? Adam Türk Edebiyatına muhtemelen mihenk taşı gibi bir eser koymuşken derdimiz hayatını kiminle paylaştığı mı olacak gerçekten?” gibi cümleler arasında geziniyordu. Sonra okumaya başlayınca genç sevgilisinin, daha doğrusu hayat arkadaşının, adını bile unuttum. Elimdeki yarım kitabı da bitirdikten sonra -Ben Orada Değildim- hışımla kapağını katladım, bitti.</span></p>
<p>Kitabın hikâye örgüsüne, temasına, üslubuna falan geçmeden önce daha ilk sayfalardayken şunu fark ediyor insan; aslında bizim de çeviriye mahkûm olmadan kullanabileceğimiz bir dil var; Türkçe. Peki neden biz eski Türkçe’den yahut dünyadan çevirisi yapılmış, yapılan çeviriler de yetmemiş güncel çeviri ile son baskısı yapılmış kitaplar okuyoruz? Daha önemlisi bizim dilimiz günümüz edebiyatçılarının kullandığından daha iyi bir anlatımla kullanılamaz mı? Yani neden kaliteli ve güncel ve direkt bana yazılmış bir yerli metin göremiyoruz? Bu sorunun aynısı müzik ve bilhassa film-dizi sektörü için de geçerli. Sadece satılıyor-tutuyor diye yapılan son jenerasyon işlerinden kaçalım derken ya çevirmenlerin ya kötü yapımların kucağına düşüyoruz. Ama şükür ettiren birileri de çıkmıyor değil çok şükür. Kendimden bahsetmiyorum yahu kitap diyorum kitap…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="https://www.sesibuzusesice.com/wp-content/uploads/2019/11/078512-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kitabın arka kapağındaki tanıtıma Peter ve Ayşe’nin para bulmaya çalışırkenki bir sahnesini koymuşlar. Cesur bir hareket bence bu. Türünün tek örneği değil tabi, arka kapak tanıtımını kesitlerle süsleyen birçok kitap bulabilirsiniz ama cesur sıfatını nasıl kazandığına dikkat çekmek istiyorum daha çok. Cesurca çünkü kitaptan haberi olmayan herhangi bir X kişisi eline alır almaz arka kapağına bir bakar ve bakınca da onu yakalayacağını sanıyorum, Doğan Kitap da öyle sanmış, bunun farkında olsa gerek. X isimli okurumuz da heyecan dolu güncel Türk Edebiyatı’ndan hoşlanıyor ise, şu an kasaya yürüyor olmalı. Abartmıyorum hayır. Belki ilk arka kapak okumanız “buuneeaaamına” diye sonuçlanabilir. Ama kitap okuyan biriyseniz oradaki özgün anlatımı ve heyecansız geçmeyen her bir cümleyi yeni keşfedilmiş bir renge bakar gibi karşılayacaksınız.</p>
<p>Kitap içerisinde birçok sosyal tespite değinip atıf yapıyor. Şöyle ki; Genç yaşta evlendirilen çocuklar, kırsal kesimde bitirilemeyen cehalet, cehalete çare diye bulunan doğmalar ve dogmaları da aşan içgüdüler, göçmenlerin yaşamı, bastırılmış cinsel eğilimler, katili katil yapan onca unsur, travesti cinayetleri, aşkın boyutları, azıcık siyaset, çok fazla 18 yaş altında yaşanan zulüm ve psikolojik bir geri dönüşü olan hayatlar, kolluk kuvvetlerine sert mi sert eleştiriler, Ermeniler ve yaşadıkları zulüm… Dersiniz ki “dur küfretme, zulüm de Allah’a dahil”. Ha yüksek mi yüksek bir yere çıkıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni izlemişsiniz ha bu kitap… Coğrafyanın kader olduğunu söylerler, oraya da atfı olacak bir tane ve üzerimize düşenleri satır aralarında kapabilirsiniz. Hoş okur kitaba başlamadan salim kafayla şöyle biraz düşünse ödevlerini hatırlar zaten ama kitabı bitirip kapağı kapatınca salim kafaya bile ihtiyaç duymuyor.</p>
<p>Onur Ünlü’yü yazar gibi yazar yapan ise bu kadar çok zümreye ve soruna temas edebilmesi değil sadece. Zaten köşe başına oturup mahallesindeki insanların derdini toplayıp üzerine biraz örgü kursan sen de bir yazar olursun benim gibi ama herif hem bunu layıkıyla ve hudutsuzca yapmış hem de Ayşe Şekeryan gibi bir deha yaratmış. Hani ben yazsam 3-4 popüler olmayan bilgiyi sıkıştırır, “Ayşe tecavüze uğramış bir dâhiydi” der geçerdim. Sanırım o yüzden benim adım Onur Ünlü değil ve ben hala bir blogta kendi kendimi ağırlıyorum ama takdirden çok hayret ettiğim bir konu bu deha yaratma meselesi. Sharlock Holmes kitaplarıyla ilk karşılaştığımdaki hazzı aldım nispeten ve sanmayın ki diğer karakterler de o kadar özen yok. Bi’ sır vermek gerekirse sanırım Onur ağabey olayı zihninde oluşturur oluşturmaz karakter kasmaya başlamış karakterlerin etrafını ve içini doldurdukça da böyle dörtdörtlük iş çıkmış. Tabi karakterlerin üzerinde duracak demeyin ben ne kitaplar okudum…</p>
<p>Olay ise aslında her yerde görebileceğiniz gibi -yan blogta var hemen- intikam hikayesi. İntikam alınıyor mu alınmıyor mu diye merak ediyorsan, hani mutlu son mu hazin son mu diye; şu kadarını söyleyebilirim gerçekçi bir son var. Tabi onu blogtan değil kitabın son sayfalarından okumak durumundasınız. Çok düşmüş akıllı mı akıllı bir genç kızın olağanın dışında aklıyla yarattığı olağan dışı çevre olsa olsa böyle olurdu dedirtecek olaylara kapı açıyor.</p>
<p>Kitap sizin evin kapısını da açar ve baş köşeye oturur umarım. Kendinize bir iyilik yaparsınız evet ama bu evladiyelik sanat eseri sülalenizin şirazesine ayar yapacaktır. Bunun okutulmasına ihtiyacımız var. Özellikle de romandaki dertler olağanüstü bir gerçeklikle yaşanırken, her gün bir çocuk tecavüze uğrarken. Kitabı “hiç gerçekçi değil” diye yorumlayabileceğimiz günlere…</p>
<p>Selametle.</p>
<p>The post <a href="https://www.sesibuzusesice.com/2019/11/28/64-kitap-kizcocugu/">64. Kitap &#8211; Kızçocuğu</a> appeared first on <a href="https://www.sesibuzusesice.com">SESIBUZUSESİCE</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sesibuzusesice.com/2019/11/28/64-kitap-kizcocugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
