Çağrı Sinci – Çığ
“İnanç ve hırsla ‘Çığ’ı da dinleyeceğimiz günlere!” derken itiraf etmeliyim ki ne Sinci’nin attığı “yeni albüm çığ yolda” tweetlerini görmüştüm ne de böyle bir albüm geleceğini tahmin etmiştim ama demek ki gönülden istemişim. Gerçi ‘Süvil İtaatsiz’i de fazlasıyla gönülden istemiştim-istiyorum ama işte (taş yerine ulaşmıştır umarım)…
Teşekkür...
Albüm hakkında herkesin her yerden bulabileceği bilgileri vermek pek keyifli değil ama çıktığı şirkete bir teşekkür edilmeli. Gayet ciddiye alınmış bir iş ve öyle çoluk çocuk kolektifi olmadığı kesin. “Nereden, nasıl, acaba” falan demeden tıkır tıkır işinizi görüyor. Hoş bu albüm fiziksel basımla dağıtılmadı ama yine de barındırdıkları isimlerden, sanatçılarına verdikleri değere kadar çok noktada saygıyı hak ediyorlar. Savaş Ceyhan’ı da es geçmemek lazım. Hani yanlış anlaşılmasın ama gelişimin bir kısmını bu isme borçluyuz gibi. Ki zaten neden yanlış anlaşılsın? Hadise cubese’i açmayı biliyor mu ki Çağrı Sinci kendi prodüksiyonunu yapmak zorunda olsun? Herkes elinden gelenin en iyisini yapmış.
“Endüstri endüstridir kardeşim. Madem olacak, böyle olsun. “2binbilmemkaçmilyon Records” isimli dağıtıcılarla benim bir sorunum olacağından değil. Tabi ki onlar da dinlediğim çok kişiyi bana spotify vasıtasıyla ulaştırıyor ama yine de bu işin spotify’dan ibaret olmadığını -ki spotify’da bile böyle şirketlerin sanatçılara sorunlar yaşattığını- biliyoruz; twitter’ımız ve her şeyi yazan rap’çilerimiz var.”
Parçalar
Albüme ve parçalara gelecek olursak (bu kısım eline şekerleme kutusu alıp kutu açılımı videosu çeken 10 yaşında youtuber çocuk gibi olacak); ‘iş’, ‘albüm’ ve hatta ‘rap albümü’ diyebileceğiniz, ‘beni nasıl lanse eder’ diye düşünmeden sohbet esnasında rahatça, ben Çağrı Sinci severim, diyebileceğiniz ve neredeyse elle tutabileceğiniz sesleri olan bir albüm.
Şehre İndi Deliler
Hem de fırtınalı bir kış gününde sarp bir yamaçtan süratle yuvarlanarak. Şarkı var oluşumuzun imzası gibi. Yokmuşuz gibi yaşanan bir dünya düşün. Bu çok zor olmayacak ama acı tarafı birbirimizi görmüyor oluşumuzdu. Yok sayılanlar dahi o kadar kendini soyutlamıştı ki sınıf arkadaşını bile -sosyal sınıftan bahsediyorum- görmeyecek hale gelmişti. Çoğunluk oluştursak dahi demokrasiden bile yararlanamıyorduk. Geçmiş zaman kipiyle konuşuyorum ve muhtemelen diyorsun ki bir rap şarkıyla değişti mi yani bu durum? Maalesef evet yahut hayır diyemem ama kesinlikle böyle şarkılar sayesinde değişecek. Toplum ve sosyal yaşam standartlarımız teknolojiyle benzer gelişim gösteriyor. Mucit ve sanatçıyı aynı kefeye koyabilirsiniz aslında. İlk kez sözünü eden, ilk kez kemale erdirenden daha saygı değerdir o yüzden. Evet her yere girip çıkabilir ve bir ghetto mahallesi göremediğiniz ilinizde rahat olduğunuzu sanıyor olabilirsiniz. Ama yüzlerce kişiyle ortak kullandığınız saatte bir gelen belediye otobüsüne yapılan yatırımla sadece bir şirkete yapılan vergi affını karşılaştırdığınızda şehre inen delinin ne demek olduğunu artık fark edebilirsiniz. Sanat zaten neye denir ki başka?
Canavar Kafanda
Psikolojiden alabildiğim tek okul bilgisi kitabı “ket vurmak”tı. Basitçe bir fili nasıl zıplatırsın sorusunun cevabıdır bu. Bir de öğrenilmiş çaresizlik var ki o da bir fili nasıl ince bir zincirle zapt edersin sorusunun cevabıdır. Evrime inanır mısın bilmem ama insan sadece düşüncelerini aktarabilen – öğrenip öğretebilen bir hayvandır. Yani file “vay geri zekalı” demek faydasız. Fil bilmiyor ki zıplamak yerine hortumunu biraz sert vurup koşmaya başlasa onu kimse tutamaz. Bu ancak bizim bilmeden yaptığımız tutarsız hareketlerin bir benzeri diye açıklanabilir. Üstelik hayvanlar geçmişte yaşadığı bir olaya binaen bu tutarsızlıkları gösteriyor. İnsan ise hiç yatağın altından çıkan bir canavar görmemesine, gece tuvalete giderken gulyabanilerce saldırıya uğramamasına rağmen, korkuyor. Hatta çocuk yaşlarda yatağını ıslatan bu bazı insanlar ihtiyacı olduğunu bilse de ayağa kalkmayı reddedebiliyor. Ediyoruz ve çişimizde boğuluyoruz. Çiş havuzunda keyif çatan insanlara hiç değinilmemiş bu parçada, halbuki yatağın altında gerçek bir canavar olsa da onlar kadar tehlikeli olamayacaktı.
Midenizi bulandırdıysam özür dilerim ama karanlık öyle yada böyle bittiğinde ve adına ne derseniz deyin, biz o iyiye ulaştığımızda, fillerin ayakları gelişerek o zinciri kırdığında; şahsi görüşüm, ölmüş olacağız be Çağrı Abi. Bu sana ihanet mi olur bilmem ama biz ancak erdemlerimizle iyiye kavuşacağız ve ona da “göreceli” deyip duracak bu sidikliler!
Kusursuz Gün
Bir önceki şarkı için erdemlerimizle iyiye kavuşacağız demiştim. Ve demiştim ki göreceli diyecekler. Aslında değil. Gerçekten birini sevip bu şarkıyı dinleyen birinin etkilenmeyeceğini sanmıyorum. Etkilenmiyorsa da gösteriş için sigara içen, şeffaf kargodan gardırop yenileyen, her konuda yarım yamalak bilgisiyle konuşma rekorları kıran, kısacası sahte kere sahte bir sahtedir. İtiraf edeyim, ben bu kadar sevmedim. Sevmek istemiş olabilirim ama bana böyle bir şey yazdırmadı kimse. Yazdırsaydı daha mı iyi olurdu? Valla Sinci bunu yazarken muhatabının da aynı çatı altında olduğunu düşünecek olursak, iyi olurdu tabi. İnsanın en çok gereksinim duyduğu şeylerden biri budur ama “söylemeye utanıyoz”.
Siyah Surat
Sokak temalı çok parça vardır ama baştan aşağı rapresent nadir bulunan bir komodo ejderi gibidir. Bu kalemle ilgili bir şey. Yani, sokakta belirli aralıkla güncellemeler yaşanmıyor. Bahsedilen ve bahsedilebilecek konular belli. Sadece duruş ve akan liriklerin kalitesi konuları var. Duruşuna göre yapınca böyle oluyor işte. Rapresent’i seviyorsan bakacağın ilk 3 isimden biri, ilk 10 isimden de ikisi bu parçada mevcut. Bir de SvA var ki iyi bir dost olabilir.
Küçük 1 Cinnet
Nereden yaptın o rapresent duruşu olanlar listesini de ilk 3’e yazdın Sinci’yi diye soracak olursanız, ilk 2 de olabilirdi aslında derim bu şarkıyı dinleyince. Bu sözler bir 4’lü düette kullanılmıştı daha önce ama o grupta tekrar dinlemek isteyeceğim tek isimin Çağrı abi olması onu dinleme listeme eklememe engel olmuştu. Yani iyi bir 16 bar için 48 bar çekemedim ki nakaratı da vardı. Tekrar ve güzel bir prodüksiyonla solo olarak dinlediğim için fazlasıyla memnunum. Son 2019’daki en favori parçam olabilir hatta. Hele o aradaki Kuva-i İzmir kısmı… Bir Konya’lıyı nasıl İzmir’e öykündürürsünüz bu işi biliyorsunuz İzmirliler olarak.
Respect!
