Tavla -Meraktan-
Tavla. Yaşı 1400’e yaklaşık bir Farsî oyunu. Oyunun bir stratejik yüzünün olması da tabii ki icat eden kişi hakkında ip ucu veriyor. Rivayete göre bu oyunu icat eden de İran şahı Nevşiyan’ın vezirlerinden Büzur Mehir. Bunca kapılar, kırıklar, ihtimaller ve hesaplanamaz insanları temsil eden zarlar öyle deneyim kazandırmış olmalı ki herif modern Türk kafelerine dahi damga vuracak bir icat yapmış; hem de 10 günde.
“2 zar 30 pul canım ne var ben de yapardım” deme gafletinde bulunanlar oldu. Edebiyat yaparken dahi bir standart getirmeye çabalayan İranlı, buna anlam yüklemez, öylesine yapar geçer mi hiç? Oturmuş Büzur Efendi, demiş ki “bu haneler 12’şer tane olsun, ayları temsil etsin”. Yetinmemiş pul sayılarını da 30 yapmış ki günleri simge etsin. 12’şerden 2 tarafın haneleri de bir günü temsil etsin 12’si gündüz 12’si gece.
24 tane hanenin içerisinde 30 pulun 2 zarla hareket etmesi, rakibin de bu arada armut toplamayıp bel kırar gibi taş kırmasıyla azami 5000 hamle ihtimali var tabi. Şans da düşmanın zekasını, çıkabilecek aksaklıklarınızı temsil ediyor. Yani zar da aslında tam bir küp değil, topa da biraz benziyor.
Bir yerden strateji bir yerden şans ya da bahta bakan tavla yani hükümdar oyuncağı, satranç gibi anekdotlara da konuk olmuş. Rivayet de şöyle; Hint İmparatoru Pers İmparatoruna “Hayatta kim daha çok düşünür, kim daha iyi bilir, kim daha ileriyi görürse o kazanır. İşte hayat” gibi bir tesbitle yanında satrançı da paketleterek göndertmiş. Bunu gören Nevşiyan durur mu? Büzur’dan aldığı oyuna güvenerek yapıştırmış cevabı; “Evet hayatta kim daha çok düşünür, iyisini bilir, ileriyi görürse o kazanır ama hayat biraz da şanştır. İşte hayat budur.”
İran’da Yanmış Şehir isimli bir yerde yapılan çalışmalar Büzur hakkında ileri geri konuşmalara sebep olabilir çünkü milattan önce 3000 yılına ait 60 taş ve 2 zarla oynanan bir oyun bulunmuş. Öte yandan yine milattan önce 7-8. yy’a ait tavlaya benzer kalıntılara, Mısır tabletlerinde ise tavla figürlerine rastlanmış. Büzur iyi bir oyun mucidi değil de iyi bir araştırmacı olabilir mi? Belki de ama bize terimleriyle beraber Farslardan geldiği kesin. Arkadaşlarınızla tavla oynarken hava atmak istersiniz diye düşünüp onu da aha buraya kodum.
![]() |
| Tavlada Zar Kombinasyonlarının Farsça Okunuşu |
Hazır bugününden bahsetmişken, artık tavla ülkemizde ve diğer pek çok coğrafyada resmi düzeyde bir masa sporu kabul ediliyor. Turnuvaları falan, ooo bi görseniz… Ama ben anlamadım şans oyununda başarı yakalamak başarı mıdır, kaderin cilvesi mi… Neyse, bu tip bir turnuvaya katılmamışsınızdır ama kafelerde evlerde yemekten sonra kahve içerken enişteyle kayınla iyi giden, çayla Aşık-Maşuk ilişkisi yaşayan tavlayı yakından bildiğinizi; atamadığınız her zarda ibnelerin bel kemiğine atıfta bulunduğunuzu biliyorum. Bu oyuna gönül veren bir de kişisel blog vardı. Gördüklerim şaşırttı ki bu denli önem gördüğünü bilmiyordum. Sanırım artık faal bir blog değil ama yine de buradan bi’ göz atın, gördükleriniz sizi de şaşırtabilir.
Neyse efendim daha bu konu uzar gider. Tavlaya gerçekten gönül vermiş olup bu konuyu araştırıp öğrenmiş biri kadar olmasa da bildiğim ve bulabildiğimce veriyi birleştirip size bu konuyu anlattım. Sürç-ü lisan eylediysek çok da şaapmayın.
Koltuk altınız tavla görmesin…

