Beklemek Muallağı

                Bilirsin muallak nedir. Bilmediğin yönlerini de yaşamak veriyor. Gerçi onu da ben kadar bilirsin. Yaşamak da bir muallak hem… Öyle olmasa sen olmazdın, senin için de ben olmazdım. Muallaklar keşke olmasa, yani herhangi bir şey, öyle herhangi bir belirsizlik de dahil hiçbiri olmasa diyemem. Üstelik bu muallaktan bir beklentim varken. İnsan her şeyden bir şey bekler ya da hiç beklemez çünkü hisseder. O an belki de bir enerjiyle ya da başka bir şekilde ama bilirsin neyin beklenip neyin beklenemeyeceğini. Peki insan bilmediği bir şeyden hayatında hiç beklemediği kadar bir şeyi beklerse? Fazla mı melankolik? Buna aşağılayıcı bakacakların hayatından en az 5 örnek çıkartırım bu kesin.
                Beklediğin şeyler hep elle tutulur maddi bir şey olmayabilir hatta ne istediğini bilsen dahi. Beklemeden başına çarpan duyguların, öğrenilmiş kişiliğin, gülüşün gibi, bir fotoğraf çekilirken kameraya hep yan bakma alışkanlığın gibi; seni sen yapan onca şey var. Benim de vardır, var yani. Bazı bazı çarpıntılarım, adı bir yerlerde “eğik ruh” olan bir duygum, abidik gubidik pozlarım vs.
                Muallaktan ne beklemeliyiz peki? Sadece adını bilmediğimiz yeni, melez bir duygu mu? Belki beklenebilir ama madem bekliyoruz, hiç bilmediğimiz bir şeyden, hiç anlaşılamayacak bir şekilde; asil bir şeyler daha iyi olmaz mı? Duana karıştırırsın daha bir hoş olur. Allah sevmediği kulunun dileğini sussun da tekrar tekrar istemesin diye, sesini duymamak için hemen verirmiş. Zaten bizim muallağımızın diğer adı gaib değil mi? Sen daha iyi bilirsin hocam ama gaybı ancak Allah bilir diye biliyorum. Beni toplumundan ayıran alevi şehrinde turizm okumak karakterimi çok da etkilememiş ha? Hoş bu da bilgi mi? Medreselerin hangisinde, kaç sene tahsil yapsak; aşkla yaratılan dünyada imanlı bir genç oluruz hocam? Kaç diploma beni 70 yaşındayken saçma hatıralarla yorar? Kaçırılan hayattan bir o kadar daha varken önümüzde; kaç şartı daha bir araya getirmemiz lazım; beklemek için.
                Bu beklemek de geçmişin bir cilvesi değil mi? Sonuçta yaşadıklarımızca bekliyoruz bir başka şeyi ya da aynısının biraz daha fazlasını. Yahut bekleyemiyoruz ağzımız yanınca. Süt ürünlerini bir lanetli yiyecek ve inekleri kafir bilen toplumlara ayna tutarken kendimizi de yaşadık diye kandırıyoruz. Öyle mi yapıyoruz? Kafir inekler değil de onu sağanlarsa. Bu Türk filmlerinden fırlayan kötü adamlar ineği sağarken içine ilaçlar doldurup bize sütü yasak kılmaya çalışıyorlarsa? Sütten onca güzel şey yapılır ki… Ve ben çok severim sütlaçla dondurmayı. Bu yüzden bildiğim bir şeyden bildiğim bir şeyi beklerim de; her yaz için dondurma gibi mesela. Ama dondurmanın bir yüreği yok, parasını verince gelmek zorunda olan bir şey. Oysa sözde yüreği olan bir şey bekliyorsan, nasıl ve ne zaman ele geçireceğini bilmeden; Bu muallağı beklemektir işte.
                Bir şey daha; ruhumuz, dinimiz kadar bize de ait değil mi, ya Hû!