2019 Yılında Okuduğum En Güzel 10 Kitap!

2019 yılı sistematik ve düzenli olarak kitap okumaya başladığım 2018’den sonra, kitap okumadığım dönemi bulunmayan bir yıl oldu. 24 kitapla süslediğimiz bu bitik yıldan size 10 güzel kitap tavsiyesi çıkarabileceğimi düşündüm ve iş bu metin belgesini doldurmaya başladım. Muhakkak bu kitaplardan daha güzelini okumuş olanlar olacaktır. Yahut şu kitap nasıl bu listede olmaz, bu kitap nasıl bu kitaptan daha güzel bulunur, tarzı düşünceler de olacaktır. Bunun için bilgisayarınızı açıp masaüstünde sağ tık yaparak yeni metin belgesi oluşturabilirsiniz. 3. sınıf internet gazetelerinin ara başlıklarıyla devam edelim o zaman.

İşte O Kitaplar!

1. Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigoriy Petrov

Benim için en iyi kitaplar bizi bilinç altıyla değil, direkt olarak bir adım atmaya sevk eden kitaplar olmuştur. Bu sebeple bir ülkeyi ayağa nasıl kaldırırız sorusuna cevap olabilecek bu kitap da dolayısıyla birinci sırada yer alıyor.

2. Bir Ömür Nasıl Yaşanır? – İlber Ortaylı

Birinci kitabın birinci olma sebebiyle bu kitabın ikinci olma sebebi aynı. Yalnızca bu kitap bir tarihçi tarafından birtarihçi üslubuyla yazılmış olmasıyla geride kalıyor. Bu sübjektif bir ayrım noktası çünkü “Beyaz Zambaklar Ükesinde” kitabı edebi bir tat da verip insanı belli noktalarda gaza getirirken İlber Hoca burada daha realist ve somut bir dille ortaya çıkıyor. Yine de verilen tavsiyelerden her insanın ve hatta bir çocuğun bile yararlanabilecek olması belki 10’ların en iyi kitapları arasında olmasını sağlayacak bir özellik.

3. Martin Eden – Jack London

Sınıf ayrımı, kast sistemi, kültür ayrımı gibi çok noktada bir aydınlanma aracı. Küçükken ben de çok kez bazı detaylar için zengin olmak istemiştim. Bu kitapta bahsedilen şatafat ve bilginliğin insanın içerisinden başka yerde olmadığı bilgisi kuverinde 8 parça çatal kaşık takımı ve bir servis tabağı olmadan da düşünmeye devam edebildiğim, doğru yargılar üretebildiğim zamanlardan hediyeymiş aslında. Bunu bana söyleyen de inanmazsınız ama Jack London’un bizzat kendisiydi. Satır aralarına yazdığı mektubun arka sayfasının sağ altında evimin adresini bile gördüm.

4. Körlük – Jose Saramago

Yozlaşma hakkında yazılabilecek doğru kombinasyonlu kaç kelime varsa hepsini bulabileceğiniz bir kitap.

5. Kürk Mantolu Madonna – Sebahattin Ali

Hepiniz okudunuz zaten. Bana bu sene kısmet oldu.

6. Kız Çocuğu – Onur Ünlü

“Onur Ünlü kafası abi” diye ortalıkta dolanan gebeşlere ne kadar sinir olsam da Onur Ünlü geçekten farklı bir üretici. Türkiye’de bu kadar kelime haznesi ve yaşam alanı geniş, gözleri iyi gören, burnuna diyecek olmayan, tilki gibi kulakları dikilmiş bir yazarla yaşamak bile gurur verici. İçerisinde ders çıkarılacak çok konu ve bir intikam hikayesi var. Okuyun!

7. Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal

Bu kitabı okuyunca da direkt dedem gelmişti aklıma. Oradaki kahramanlarla hemen hemen aynı yaştaymış ve Çukurova hikayeleri gibi olmasa da bir yokluk hikayesine sahipmiş tüm yaşıtları gibi ama bu daha da ağır bir hikaye. İnsanın böyle bir şeyi yazabilmesi zihni gücünü yansıtsa keşke. Ama gözlem gücünü göstermiş. Bu kitaptan sonra kesinlikle listenin birincisini ve ikincisini sırayla okumalısınız.

8. Aşk-ı Memnu – Halid Ziya Uşaklıgil

Dizisini hiç izlemedim. Çünkü kitabının daha güzel olacağını biliyordum. Korkumdan 1 sene kadar kitaplıkta tozlandı. Dil ve anlatım dersi öğretmeni falan olsam, sınıfa zorla aldırıp okuturum. Hatta en günceliyle bir kez 70-80’ler günümüz Türkçesiyle bir kez, orijinal hali ile bir kez olmak üzere 3 senede birer kez okuturdum.

9. Ben Orada Değildim Üstelik Sizde Yoktunuz – Burak Aksak

Gülerek kitap okuma zevkini her kitap vermiyor. Oysa gülmek bir drama işidir. Olmayacak şeyler olunca komik ve dramatik olur. Olmayacak şeyler olduktan sonra, ne oldu diye soran birine verilen cevap gibi. Hayatın ortasından 10larca hikaye. Atıştırmalık dersem hakaret etmiş olmam bence. Sürekli yemek isteyeceğiniz bir atıştırmalık zira.

10. Yabancı – Albert Camus

Toplumla arasında uçurum olan bir karakter olmasına karşın o kadar çok noktada toplumdan ayrılmış ki toplum bu kitabı okuyunca “aslında bazen ben de…” diyerek hak veriyor ana karaktere. Siz de hak vereceksiniz ama siz de en az o yargıç kadar toplumdan bir bireysiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir