Orchi Beklenen Maxisingle’ı yayınladı: “The Jamik”
Orchi Beklenen Maxisingle'ı "The Jamik"i Yayınladı!
Öncelikle şunu söyleyeyim, şarkıların mix’ine takılıp Orchi’yi karalamak değil amacım 🙂 Ayrıca olabildiğince objektif olmaya çalışacağım. Biraderim ve benim sayemde evimin duvarları bile bi’ şeyler yazabilir Orchi adını duyunca; o yüzden objektif olmak zor ama konumuz da bu değil zaten. Konumuz; Orchi The Jamik’i Yayınladı. Hem vokal hem sound anlamında deneysel yönleri olan bir iş.
Bu deneyselliği ilk Press Yap ve Cano Dior arasındaki uçurumdan fark etmiştim ama bunda şarkı sahipleri Noyan ve Erman’ın da payı var tabi. Karantina’dan sonra şimdi ise bir maxisingle ile geliyor ve bu parçalar bile kendi arasında belli noktalarda fark taşıyor. Cano Dior’u ilk dinlediğimde abes geldi ama sonra tarz içinde bi kıyasa varınca, Türkiye’de böyle drill… Ben görmedim. Liriklerde “şunu astık, böyle kestik” denilmese de sound harbi matkap gibiydi. Şimdi bunu niye anlatıyorum? Çünkü ne kadar eski kafa olarak adlandırılsalar da gerçek bir stil ile gelişim göstermeleri, denemeleri güzel. Yani mevzu trap yahut mumble değil o tarzları kopyala yapıştır yaparak getirenlere karşı alternatiflerin ortaya çıkıyor olması. Still is the mesage.
Saldır
Her zaman bulabileceğiniz bi’ Orchi vokali de değil altyapısı da değil. İlerde bu tarz işler gelir mi, sanmam. Ama albümler, özellikle e.p. ve maxisingle’lar böyle durumlarda deney odası gibi kullanılabiliyor. Beat sert değil aslında ama o synth mı denir, bass mı denir, ne denirse, elektronik ses çok yer kaplamış gibi geldi. Ne kadar vokalin duyulmasına izin verir gibi çalışsa da dikkati üzerine çekiyor. Vokal ise her ne kadar single’larda rastlamasak da Orchi’nin Şüpheli Paket zamanından beri kullandığı tonlamalara sahip. Diğer işlere göre daha rahat.
Beat’te Burak Satar, mix ve mastering’te ise Burak Demirörs var.
G.A.S.P. (ft. Mert Başaran & YY21)
Her şarkıda faklı bir atak öne çıkıyor ama bu şarkı sanırım albüm herkese hitap etsin diye, yahut başka sebeple, eski şarkılarını anımsattı. Aynı tonda, benzer flowa sahip bir nakaratları daha olduğuna eminim ama şarkının adı aklıma gelmedi. Yine de şunu çıkarabiliriz buradan, stilleri dinleyicinin kulağına oturmuş. Böyle bir parçayı bi’ başkası okusaydı, hırsızlıkla suçlanabilirdi. O kadar o yakaya ait. Hatta şuna da eminim ki bir şirket elinde pr ve çeşitli çalışmalar yürütülür, bu ekip overground olursa, Doğu – Batı Yakası gibi ayrım bile görülebilir. Orjin.
Beat Berkin Laleli tarafından, mix ve mastering ise İmpala tarafından yapılmış.
Caz Do It
Albüm içinde en sevdiğim parça. Eskiden Konya’da bu tarzı çok dinlemiştik, aslında yeni bi’ sound da değil, bildiğin hardcore. Hatta bunun sonucunda CMP falan çıktı ama işte o zamana göre iyi işlerdi, flowları da farklıydı bu şarkıya göre. Bu zamanda olcak iş değil. Bu zamanda olacaksa da böyle olmalı. 2. barda soğancığın altındaki omur break dans yapmaya başlıyor. Tam rap parti şarkısı. Tabi +18, alkollü bir mekanda olması, dinleyicinin eğlenmeye gelmiş olması da önemli. Şimdi belki ne diyor bu diyosun ama öyle bir ortama girmeden hiphop görülmüyor. Final’de dj’in parmaklarının nasıl oynadığını bile görüyorum. Devamı gelmeli, şart.
Mix & Mastering – İmpala
Pay (ft. Mert Başaran)
Diğer şarkılara göre daha karanlık, sert bir şarkı-altyapı. Mert Başaran‘ın kısmını sevemedim. Nakaratta da onun kısmında bi’ uyumsuzluk var sanki. Bilmiyorum, hitap etmedi. Yanlış anlaşılmasın, kötü değil kesinlikle, dediğim gibi bi uyuşmazlık var arada. Daha drill ve vokal flowuna dayalı bir drum-kit dizilimiyle daha güzel olabilirdi belki. Yine de Orchi nakaratın 2. kısmından itibaren otoritesine alıyor beati. Lirikler sağlam. Orchi uzun süredir herkesin yapmaya çalıştığı “ghetto aynası” misyonunu üstlenmişti zaten, hatta neredeyse en başından beri. Öyle olur, en iyi içine doğduğun şeyi anlatırsın. Çakma Rolex’ini gerçek gibi satmaya çalışınca değil Çakma Rolex taktığını yazınca “gerçek” olursun. Böyle.
Beat’i Ceka ve Zarbo, mix & mastering’i ise Burak Demirörs yapmış.
Albüm Spotify ve Youtube'da Yayında!
Albüm Spotify’da da Youtube’da da mevcut. Öncekiler gibi dijitalde kalacak sanırım ama ben her albümde olduğu gibi maxisingle olsa bu albümde de aynı fikirdeyim. Dinleyicisiyle sağlam bağ kuran isimler özellikle bu bağı korumak yada dinleyicisini mutlu edebilmek için, bir bilinci aşılamak için az da olsa cd, pikap, poster, eşantiyon gibi şeyler pazarlamalı. Almanya’da bunun çok güzel örnekleri var. Tabi onlarda sürümden kazanç gibi bir mevzu da var ama bir limited edition fan box bizde de olsa, hani olsa olsa ne kadar pahalı olur? Konu burada somut bir şey tutmak zaten. Kupa olur, simge bir tasarım flama olur, posteri zaten demeye bile gerek yok ilk o olmalı, hatta kitap bile olur. Sitemizin “Biz Kimiz?” sayfasında yazdığı gibi, biz hiphop’un boş olmadığını, bi’ şeyleri değiştirebileceğini düşünüyoruz. Yani, neden olmasın abi, koy Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabını kutuya at arasına bi’ imza, bi ayraç falan artık her neyse; bak 15’inde bunu alan çocuk 25’te neler yapıyor. Hiç olmadı posterine bakıp gülümser yıllar sonra. Tabi müzik yapan yada dinleyen herkesin imkanı yetmeyecektir buna ama imkanı yetecek büyük şirketler de bunu göz ardı ediyor.
