Yazıyı yazmak için albüm parçalarının biraz daha kulağıma sinmesini bekledim. Öyle alelacele yazsam belki gözden kaçıracağım bir şey daha çıkardı. Yine de gözden kaçırdığım ve hatta belki 2 sene sonra fark edeceğim bir sürpriz vardır parçalarda ama o da benim müzik sindirim sistemimle ilgili.
“Sıkıntım zaman değil mesafeler”
Daha Neler (2014)
“Mesafeler tamam, sıkıntım artık zaman”
Sokakların Manevi Çocukları (2019)
Albüm “Beni Kendimden Koru” ve “Lobotomi” gibi 2 güzel single’dan sonra 10 Ocak 2019’da Beton Orman’dan çıktı. İntro dahil 5 parçada’dan oluşuyor. Aysu Çöğür ve Yasmin Allovi’den ayrı olarak (burası çok hoş) İndigo da albümde 1’er feat ile Çağrı Sinci’ye katılıyor. “Modern Zamanlar” albümüne göre daha kısa ve öz, konsantre bir albüm. Bu bi’ önceki albümün parça başına düşen değeri daha az demek değil ama Çığlık kesinlikle teknik açıdan daha kuvvetli bir iş. Diğer yandan hala müzik endüstrisini gram umursamaz, dik başlı, haklı, eyvallahı olmayan birinin albümünü konuştuğumuzu belirtmeliyim.
Albüme Modern Zamanlar’da olduğu gibi bağış ile değil Beton Orman’ın internet sitesinden satın alınarak ulaşılabiliyor. İlk baskısı yazıyı yazdığım bu aylarda tükenmiş olsa da Çağrı Sinci stokların yenileneceğini twitter’dan duyurdu. Ayrıca tüm dijital platformlardan satın alınabilir, dinlenebilir durumda. Kapakta yer alan heykeller Halil Petük tarafından icra edilmiş. Beat’ler SOL Major Beatz ve Çağrı Sinci tarafından; Düzenleme, Mix, Mastering Savaş Ceyhan tarafından yapılmış. Peki albümün içinde sizi neler bekliyor? Başlıklara tıklayarak spotify’dan ilgili şarkıya ulaşabilirsiniz…
Parça giriş parçası olması nedeniyle hem hazırlayıcı hem özetleyici bi’ hava bırakıyor. Girişteki sampledan sonra Kamufle’nin girmesini bekledim zira bu sample ile yapılmış bir beat’le parçaları vardı. Kemanlar girdikten sonra da kafasını 20-25 derece havaya kaldırıp karşısındakine küçümseyici, donuk bakışlar atan rap’çiyi görür gibi oldum. Bi’ ara bi’ hengameye yürüdü ama nihayet yine o sample…
Her parçanın bir şeyi simgelediği kesin bence. Girişindeki o acapella gibi başlayıp ritimle ahenk bulan dizelerse tıpkı akıntıya ters yüzen balıkların davasına inancı gibiydi. “İşte bazen öyle uçmak isterim de maalesef ki yok kanatlarım” derken, ve sonrasında kırılmış kanatlarından, baskıdan, yok oluştan bahsederken albüme (Çığlık’a) bir misyon ve vizyon eklemesi yapılıyor. Hevesle beklenen bir kışta çığlık atmakla, çığlığın içinde çığ barındırmakla. Bir gün çığ olabilmek için 2. parçada yer alan kartopu bir süre spotify’da Yeraltı listesinde (ki yayınlandığı hafta çok hareketlilik vardı listede) 1. olarak kaldı. Bu arada Sinci bu parça hakkında yaptıkları arasında en beğendiği parça olduğunu söyledi. İnanç ve hırsla Çığ’ı da dinleyeceğimiz günlere!
“Kartopu dediğin nedir ki fırtınalı bi’ kış gününde
Önce bi’ noktaya kadar bir hayalet gibi sorunun nerede olduğunu fısıldıyor. Patronun aslında bunları bunları yapsa daha mantıklı değil mi diyor. Emeği bölüşmeden karı bölüşmenin doğruluğundan tut da devletlerin insanları canlı makineler olarak görmesine kadar, vurgular yapıyor. Bir yerden sonra etrafını saran hak arama duygusu sorunun kendisine çekiyor. İndigo’nun da instagram’da yazdığı gibi, büyük ihtimalle Karl Marx, Çağrı Sinci ile gurur duyuyor olmalı. Fakat kim ne sebeple haklıya aksini diyebilir ki? Bu şarkıdaki simgeyi söylemeye gerek yok…
Bu albüm hakkında (benim için) belki en kritik noktalardan biri de İndigo’nun tekrar kulaklığıma misafir olacak olmasıydı. Takip edenler hatırlayacaktır ki Sokak Köpeği’nden sonra yayınladığı Mizantropi parçası jübilesi sanmıştık neredeyse. Ne haber alınabiliyor ne bir parçasını görebiliyorduk. Ta ki bu albüme dek. Albüm ve o esnada açtığı instagram profili pek çok insanın yüreğine su serpti. Tıpkı önceki albümlerinde ve tracklerinde olduğu gibi bu parça da Sinci gibi bir olayı anlatmakla görevlendirmiş kendini. Merakları gidermek yada anlatma hevesiyle mi bilemem ama İndigo bu parçada anladığım kadarıyla neden Türkiye’den gitmek zorunda kaldığını ve hangi noktalarda hata yaptığı için böyle bir sonuca vardığını anlatıyor. Parçanın Sinci ile beraber albümde gösterdiği duruş ise geçmişe ve hikayeye yönelik. Çığlık’ın lansmanı için toplanılan bir organizasyonda da Çağrı Sinci’nin Flu’yu söyledikten sonra ettiği temenni ise katılınmayacak gibi değil. Umarız bi’ gün hep beraber söyleyeceğiz; İndignado!!!
Bu parça da bu müzikten iliklerine kadar zevk alan insanların kafa sallama müziği. Hatta bazı zamanlarda bazı hiphop insanlar bu şarkı çalarken önce kafa, sonra ayak falan derken dans etmeye başlar. Hayvan gibi rap’tir çünkü, babadır, sahte mc’lerin “ya ben niye böyle yapamıyorum” dediği parçalardandır. Çünkü yaşanmış hikayelere sığınmış pop müziğin aşk şarkılarından farklı olarak bu şarkının kick’leri de dahil her zerresi sokak yaşamının kendisidir. Dinlerken hayal edebileceğiniz en uyumlu şey sokağa karton sermiş b-boyların dansı olabilir. Sinci klip ile de hem parçaya, hem geleceğe, hem de hiphop’un kendisine katkı sağlamış bunu gerçek ve somut bir sanat olarak rafa koymuştur. Araba markalarına yapılan, sahte gangsterlik uğruna yapılan, tekerleme yazmak için yapılan rap parçalardan yapmadığını, 100 sene sonra da dinlenebilir 4 şarkı ile gösterdikten sonra altına imzasını bu şekilde atmış. Ayrıca Mercedes’in zamanı konusunu nette İndigo’nun bi’ parçasına ithaf etmişler. İndigo mevzu bahis parçada, muhtemelen 10 sene önce, 10 sene sonra kendini stüdyo ve Mercedes’i ile gördüğünden bahsediyordu. Yine başta yazdığım gibi “Daha Neler” parçasına da bi’ gönderme yapılmış.
“Bakarsın meyveler de biter bir gün darağacımızda“
Tüm bu gelişim, duruş ve devamlılık üzerine görünen kanıtlar da gösteriyor ki yanlış bir stil yahut kişiyi sevmemişim. Çağrı Sinci’nin Bol Sözlük röportajında da dediği gibi, bırakın yeni nesil mcler o ıvır zıvır rap’ini yapmaya devam etsin. Yahut Kamuf’un da dediği gibi bırakın mikrofona ulaşabilen herkes müzik yapsın, çin keranesine de dönsün isterse. Sonuçta şöyle bi’ bakınca kimse artık elveda serisini dinlemiyor ama Nefret grubunun Anahtar parçası hala dinleniyor. Demek ki köpük değil su olmak gerek. Bir fikir sunmak, dinleyiciye bi’ şey katmak gerek. Kulaklığı çıkarınca, takmadan öncesinden daha gelişmiş olduğunuzu deneyimleyeceksiniz.
Sizden asgari şartlarda dijital satın alımınız için 10 lira alacak bu albüm. Sanmayın ki 10 liranız
çöpe gidecek. Belki harcadığınız en değerli 10 lira olur. Hatta cd olarak alırsanız somut bir kanıt ve anı da olur bu. O da sanırım 20-25 lira olsa gerek. Fikri alan stok sırasına geçsin artık, sevgiler…