Kara Delik
Bi’ süredir zaman sorunu yaşıyorum. Aslında buna ve/ve yahut vakit sorunu da denebilir. Sorunun ana kaynağı artık başı boş(!) bir üniversite öğrencisi olmamamla ilgili. Pek çok kişinin hayalini kurduğu, ne azımsamak ne övünmek için söylüyorum ama akli melekeleri yerinde olmayan pek çok gencin isteyebileceği üniversite bölümümden ismimle bir diploma çıktı. Bu diplomanın çıkması zaman ve vakit gibi yahut özgürlük ve geçim gibi sorunlarla yüzleşmemi ve temelli olarak sabit bir yaşama çarptırılmamı sağladı. Bu yazmamama bir sebep miydi dersen; ben de sebebin bu olduğunu sanıyordum.
Halbuki zaman ve vakit sorunları bir işe başlamazdan önceleri de vardı. Yine okul zamanımda belirli zorundalıklarım ve özlem gibi pencerelerim sınavlar gibi prangalarım vardı. Günlerim standart prosedürlerle ders, sosyalleşme, uyku ve ev ödevi saatlerine ayrılmıştı. Ama o zamanlar saat kullanma alışkanlığı edindirecek yaptırımlar almamam rahat bir birey olmamı, rahat bir evre geçirmemi sağladı. Bu yüzden ilk yazmamamı fark ettiğimde hemen ilk iş olarak çalışma hayatına bok attım. Hatta çalışmanın ve özellikle hizmet sektöründe çalışmanın köleliğin modern çağda karşılığı olmasıyla ilgili savunma mekanizmamı geliştirdim. Bu mekanizmalar bilinçsizce bir doğuş gibi oluşsa da fark ettim ki yeni köle olmamışım. Köleliğin okulunu okumuşum. Köle olabilmek adına verdikleri alfabe eğitiminden, tedarik zinciri nedir sunumuna kadar, yiyecek içecek gruplandırılmalarının nasıl olduğuna kadar (tek ders sınav sorumdu) güdülmüş bir çarkmışım. Güdülmekte olan canlı bir çarkken yazdıklarımı güdülmüş, semirmiş ve etiyle sütüyle gücüyle sisteme çarkken neden yazamayım? Konu kölelik değil. Köle olmamak için belli adımlar ve bir zafer reçetesi yazamam. O reçeteyi çok kez yazmayı deneyen olmuş ve ilaç sanayisi ona da bir pazarlama stratejisi oluşturmuş zaten. Neden fikirlerini haplarla yontmaya çalışıyorlar sanıyorsun?
Sorun neydi peki? Bunu hiç merak etmeyecek oluşun mu? Bunu yalnızca benim sorun edişim mi? Bu dediğim şey nedir? Bir türlü haberin kendisini veremeyen, illa haberden google o siteyi öne çıkarsın diye 2000 etiketle soru soran 38. nesil internet gazetesi gibi soru sormamı sağlayan bu mevhum, bana çoğu gece dünyayı dar eden bu bok neyin nesi? Akıl insanın tek belası olabilir mi? Tek gerçek, tüm gerçekleri elinden alabilecek gücü olan ölüm mü? Ölüm bu kadar gerçekken bu sahteliklere niye kendinden çok sarılır insan? Tek gerçek ölümken ve üstelik bunun yarın bile olabilme ihtimali varken, insanlar bu cümlenin virgüle kadar olan kısmını neden ilahi bir kaç kelime ile sonlandırır? Yaşamanın amacı olsa da kendini imha edecek bir bina ne kadar güzel olur? Nasıl olsa deyip sonu görmek istesek, sonu gördükten sonra gözümüzü tekrar açınca ne göreceğiz?
Çok vesile olan oldu. Dinsiz arkadaşlar, dinini sokakta bulacak kadar bile çaba sarfetmeden “sokakta bulmadım” edebiyatı okuyanlar, dini güzel kendi cinsel sapık insanlar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ekseriyetle dinlemekten, okumaktan, anlamaktan, izleyerek öğrenmekten uzak ama yaratıcı-uydurucu oluşu, maddiyatta çok sıkıntı çekip maneviyata sığındığımda maneviyatın kendimde olduğunu fark edişim. Bir insanın en el-Hakk dediğinde neyin anlaşıldığı…
Çok açık ki bir buhranın eşiğindeyim. Öyle bir buhran ki buna psikoz falan da desen gerçekliğimi yitirebilecek kıvamdayım. Senin gerçek olduğuma inanmanla düzelecek bir buhran değil çünkü sen de bir nefesim sonrasında gerçekliğini en az ben kadar yitirebilirsin gözümde. Sanki bir kapıdan geçeceğim ve her şey artık gerçek olacak ama o zaman sen olmayacaksın, üzerine dünyamı kurduğum sevgiye bile gerek kalmayacak, nefretler manasız kalacak. Sanki o kapıyı açsam bir toz bulutu içine düşeceğim. Artık bir sorun olmayacak, sonum olmayacak. Düşünmeyeceğim ama aşık da olmayacağım. Gönülden bir dostum, bir kız kardeşim, erkek kardeşim, annem, babam olmayacak. Saçma da olsa övünemeyeceğim milletimle. Malazgirtteki kapıyla övünemeyeceğim, onu bile yutacak bir kapı bu.
Merak ettiğin şey müzikse denersin, resimse de; motor yapmayı merak edersen en kötüsü maddi kayıpların olabilir; yaşamın sonunu değil sırrını ararken bir kara delik oluşturursan ve içine seni de alırsa?
