Turbo Yeni Graffiti Kitabını “35. Years Graffiti Book”u Satışa Sundu!

Turbo Yeni Graffiti Kitabı "35. Years Graffiti Book"u Satışa Sundu!

Aramızda Tunç reisi tanımayan yoktur diye tahmin ediyorum. Belli bir dönem için kültürün dinamo taşı. Bu “belli dönem”in de Türkçe rap’in Türkiye’deki doğum yıllarına denk geldiğini düşünecek olursak. Daha doğrusu Türkiye’de hiphop’ın doğduğu yıllara denk geldiğini düşünecek olursak bir mihenk taşı. Diğer müzik yada dünya görüşlerinde böyle insanlara ihtiyaç var mıydı, şu an başka kültürlerin mihenk taşları kendine nasıl bir evren kurmuş bilmiyorum ama benim açımdan, bizim kültürümüz mihenk taşlarını gömlek cebinde taşır, taşıyor. Önce ne ifade ettiğinden bahsetmek istedim. Bir büyüklük göstermek de değil ayrıca. Ben olmasam da, sen olmasan da adam neyse o zaten. Bu konuda bilgi, saygı ya da sevgi olması gerekendir yani. Biz uzun süre bu yükümlülüğü yerine getirdik ki bi kökenden bahsedebiliyoruz. Başka kültürlerin dinamo taşları nasıl bir evrendeler hala meçhul.

Konumuza gelecek, konuğumuza gelecek olursak; Turbo yeni bir işle hiphop severlerin karşısına çıktı. 35. Years Graffiti Book. Bu iş birilerine diss atmak gibi geriye götüren, dalgalanma yaratan bir iş olmadığı için bol takipçili, eğik büğük yazılarla lirikleri videolara döken, muhtemelen 18 altı arkadaşların yönettiği hiphop profillerinde görülmedi. Hatta Turbo’yu takip etmeyen hiç kimse muhtemelen fark etmemiştir bile. Ama ne kadar sessiz ilerliyorsa da bi o kadar büyük iş. Bir kitap, grafiti kitabı. 

Daha önce de bandrollü baskılarla ortaya çıkmıştı. Bir yarıştırma söz konusu olamayacak bir sanat olduğu için sanırım en iyi isimden falan demek saçma geliyor. Bir sanat eserinin böyle ele alınması zaten  saçma ama işte aynı kültür, aynı kafalar(!), başka bir dalda endüstrinin soytarısı olabilmek adına liste savaşları yapıyor. Neyse ki konu bu değil. Konu yaratıcılık fışkıran bir kitap. Yazarının olmamasıyla bir kaç tabuyu yıkıyor zaten. Ama sadece o kadar değil. Gerçekten hiphop’ı benimsemiş biri tanıtım videosunu bile arka arkaya 5 kere izler kesinlikle. Sadece videoyu izleyebilecek olması gibi eksilerine de geleceğiz, o sonra. Tanıtım videosunu izleyenler anlatacaklarımı, neye heyecanlandığımı tahmin ediyordur zaten. Ama yine de söyleyeyim; adamlar duvarları olduğu gibi kitaba sokmayı hedeflemişler ve daha güzeli, başarmışlar. Böyle hemen her hayali gerçeğe dönüştürebilecek teknolojiler türemişken zor değil aslında ama yaratıcılık zor bir şeyi başarmak da değil zaten. Yaratıcılık. Toplasan 2-3 bin takipçisi olan bir kültüre dergi hazırlamak da öyleydi. Ülke üzerindeki rap müzisyenlerinin %80’ini bir albüme toplayabilmek de. Hani baktığında bu bir iş ama gerçek bir iş diyebileceğin bi’ şey bu da. Emsali vardır belki ama bizim coğrafyamızda olduğunu sanmıyorum. Büyük saygı!

Ha öte yandan… Fiyatlandırmada benim gördüklerim yanlış değilse, bir yanlışlık yoksa ve ekonomimiz de eğer benim haberim olmadan büyük yüzdelerle bir iyileşme göstermediyse, çok pahalı. Hani dersin bu özel seri bir iş. Koleksiyonerler ve gücü olan insanlar için yahut global bir iş ve senin ekonomin ne der pek de önemli değil. Değil abi. Bu da grafiti ile uğraşan adamların hepsinin bir eksisi. Ayda yılda bir yayın çıkar göremeyiz. Taşraya hiphop uğramaz bilemeyiz. CD’ler elden satılır alamayız. Abi biz niye kültürümüzü göremiyoruz ya. Bu internet olmasa rap sevenler dinleyemeyecek harbi harbi. Tamam bunun yokluğu diye bi konu yok artık, tamam her evde kendimizi geliştirebileceğimiz bir işlemci var ama bu hiphop dediğimiz mevzu 1 ve 0’dan mı ibaret ya? İstanbul’un merkezi bir semtindeyseniz ne ala. Graffiti’nin en iyisi, partilerin en şen şakrağı, b-boy’lar, birbirini eğitmiş eğitememiş ama bir araya gelebilen insanlar… Ulan Konya’da 2010 gibi bi’ toplantı oldu sözde koca şehir ve ben de merkezindeyim ama 10 kişiydik. Bi’ konser olsada birbirimizi görsek, yalnız olmadığımızı hissetsek diyoruz. Bi’ adam görüyoruz spreylerle falan ama bi tane yani, onun çizdiklerinin üzerine de kireç vurmazsalar oh ne iyi. Ama başka bi’ şey yok. Senede bi’ konser, paran varsa elden bi’ albüm… Bitti baba bitti bu kadar. Evinde internet yoksa yada onu kullanamıyorsan, nereye bakacağını bilmiyorsan onlardan da haberin olmaz. Olmadı ve olmamaya da devam ediyor. Sat abi zengin zengin adamlara sat. Gucci, Fendi falan giyenlere bu sıra rağbet zaten. Ha şunu da tavşan halimle söyleyim, bu yüce dağı o şehirli sevmez. Dağına türkü yakan olmaz. Güzel iş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir