Sağdan Sola Üç Kelime…
| Gurbette Kaybolup Gitmek Bruno Catalano |
Resim bir heykeltıraş sanatçısı olan Fas asıllı Bruno Catalano’nun eserinden. Adıyla da mevzu sabit. Hepimiz de bu sorunu biliyoruz hem… Bir yerlerde sorunlar var, çok kötü sorunlar ve bu sorunlar ailenizi de dahil herşeyi terk ettiren sorunlar. Suriye’de Sudan’da Somali’de yani kısacası sömürge elinin değdiği her yerde var bu problem. Neticesi de tıpkı bu zenci abimiz gibi…
“Zenci dememeli miyim? Neden? Senin aklına ‘zenci’ deyince köpek gelmiyorsa, bu adam da bilmediği dildeki ‘zenci’ kelimesinden zaten köpek anlamı çıkaramayacaksa, zenci artık zaten siyahi demek. Takılmamak gerek böyle şeylere. Bu tıpkı bir ilkokul öğretmeni derste ‘doğru, ışın, doğru parçası’ konusunu işlerken, çocuğun kalkıp ışın kılıcından bahsetmesi gibi değil mi? Bence öyle. Aklınızda kalsa da ben bunu anlatırken siz araya -benim bilmediğini sanıp- zenci bilgisini lûtfetmeseniz de içten içe beni dinlerken ya da okurken bunu düşünmek sizi konudan saptıracaktı. Siz konudan sapmayın diye siyahi kelimesini kullanmadım, ne halim varsa gördüm siz de görün ama yargılamadan anlayın.”
Sağ yönünden Sol yönüne yazılan bir dilin mensuplarının, Sağ görüşten sol görüşlere haykırışı… Ne denebilir bilmiyorum ama bi’ gündeminize sokmaya çalıştım öncelikle. Çünkü insan bu, ideoloji tanımaz, yaşamak ister, güzel yaşamak ister ve hakkıdır da. En çok da böyle sorunların beşiğinde doğanların hakkıdır güzel yaşamak. Sağ, sol, yukarı, aşağı; nereye doğru yazarsan yaz, nasıl anlatmak isterse her yazı ve sağ sol sosyalist kapitalist de tanımaz, yaşamak ister insan.
Mehdi abim vardı, pırlanta ruhlu bir adamı “kömür diyorlar” diye haykırtan Konya’da. Sağdan sola haykıran onca milletin herhangi birinden bi ‘adam’, sadece 2 kelimesi “hala insan olamamışlar var ve insan olanları eziyorlar” demenize sebep oluyor, ümidiniz kesiliyor. Benim, bizim, hepimizin içinde var halbuki kendi memleketini ayrı sevmek. Bu insanlığını köreltmez bi insanın, belki Mehdi abide de vardır ve belki “ne güzel evlerimiz ailemiz vardı” diyodur; senin 1 sene ayrılmaya dayanamadın evinden, şehrinden, aşkından bahsettiğin gibi. Eceliyle ölen dedelerimize kimler ne kadar ağladı kim bilir -ağlansın da- ama ailesi katledilen ve oturup ağlamaya vakti kalmayan, bütün mevzu inancı ve coğrafyası olanlan insanlara “kömür” dediler ya da o kadar göz ucuyla dahi bakmadılar ki görünmediğini sanan kaybolmuş onca ruhun heykelleri dikildi. Şşşt! Görünmeyecek bu heykel de, kimse duymasın(!), laf aramızda sanatçı Fas asıllı bi Fransız’mış, o da gurbetçi yani, görünmez ve altı üstü ölene kadar misafir olanlardan. Misafirliğe giderken kıyıya vuran, yolda can verenlerden. Kendi evinden çıkarılırken resmi çizilen ‘Hanzala’gillerden. Eve gelen misafirle benzetilebilir ama bu misafir ev için ev sahibinden yeri geliyor fazla çalışıyor ama misafir hani; asla bi yatak odası olamaz ve yer yatağında sığıntı gibi yaşar gider bi gün önüne duvar çekip “gelme artık” demezlerse ne ala!
Şimdi empati yap ve bi Suriyeli ol, sana dünyanın yapacağı yargıyı sunuyorum ve bitiyor: Niye doğdun? Hadi doğdun, neden Suriyelisin? Niye bize biz gibi inanmadın, bize hizmet etmedin? Bak işte; 3 soruda teröristsin, hem de en kötüsü sağdan sola doğru yazan bi terörist!
Kendinize iyi bakın millet!..

