Uzun Bir Kıştan Sonra İlk Filiz

(Okurken Parçayı Açmanızı Tavsiye Ederim)

Çok güzel bir yaz mevsimi geçti. Uzunca bir süre ağaçlar ciğerimizden nefesimizi eksik etmedi. Sağ olsunlar. Uzunca bir süre su verdi çağlayanlar. Üstelik yeni doğmuş bir bebeğin gördüğü göreceği en deli akan sulardı bunlar. Uzunca bir süre güneş sırtımızı okşadı. Bir kibrit yaktırmadı dolunaylı geceler, seher saatleri, kuzey cepheler. Hüznümüzü yüzümüzden kapıp kaçırdığında misk-i amber rayihası; sevinçten, mutluluktan, ne yapacağımızı bilememekten israfa bile gitti günah bilmez elimiz. Allah affetsin ama sağ olsun o çiçekler de güneş kadar. Güneş sağ olsun çağlayanlar kadar. Çağlayanlar, sağ olsunlar. O uzun sürede dikenler bile saygı duydu. Ne biz onları gördük ne toprak yolumuzda bir diken baş verdi. Görsek basardık belki, canlarını acıtırdık, canımız yanardı ama olsun. O uzun yaz mevsiminden bir dikendi, o mevsimin kendisine dahildi muhakkak dikenler. Sağ olsunlar. Her tepeden bir ayrı güzeldi mevsim, yaşarken ölmeyi istemezcesine istemezdik bitmesini ve zemheri girmeden baş gösterdi göz yaşlarımız. Evlerimize çekilip rüzgarların dinmesini bekleyelim dediğimizde gördük ki bir lokma erzak yok dayanmamıza fırsat verecek. Uğultulara karşı dua ettik Rabb’imize. Sen verdin, sen alırsın ama yok mu baharı bitmeyen bir köşen ey Allah’ım dedik. Cevabı bir kar tanesi getirdi. Çok cevap geldi sonra, dizlerimizi aştı bu cevabın sertliği ve topladık bir hırka iki lokmamızı…

Meğer memleketimizin şartları bunlarmış. Meğer göç edilirmiş her kış bu yayladan. Öğrendik ama yaz kadar kış yaşayınca insan, unutuyor papatyanın kokusunu. Daha da bir üzüm bitmez şu dallarda diyedurduk unutup tüm yeşili. Keşmekeş bir mevsimdir oysa kış. Herşey vardır, durur öyle boydan boya yaprağı dökülmüş ağaçlar. Vardır ama ancak yok olmaya. Kış bu ağaçları ya yanmaya hazırlar, ya bir yeni yaprağa gebe bırakır.

Bıraktı da. Kışın kahrını çekmeye nail her daldan bir tomurcuk gösterdi kendini. Umudun resmidir ilk cemreyi karşılayan uyanışlar. Uzunca bir kış geçirmiş toprağın her katmanı yavaş yavaş vedalaşır don ile. Buz tutmuş sular gösterir kendini bir sabah. Kar yağmaz olmuştur bir süredir. Bir ılık yağmur da yerdeki karı eritir. Berrak, bulutsuz bir havada yükselen güneşli günde boynu bükük bir yeşil zerre. Önceki bahardan olsa gerek aklında bu cennetten kovuluşu. İlk filizin boynu bükük, kuşlar da ötüyor ama öteki kuşlara değil, güneş nazlı mı nazlı, sakin akan dere, acelesiz rüzgarlar var artık gülüm. Şükre durmuş kainat, ikinci bir bahar için.